Uluslararası Sessizlik ve Milletlerarası Korku Arasında Galibiyet Kiralık Silahlıların Değil Hakları İçin Yola Çıkanların Olacaktır

 

Geçtiğimiz Ekim ayının başından beri Irak’ın tanık olduğu hükümet karşıtı barışçıl halk gösterileri, dünyanın birçok devletinde görülen diğer protestolar gibi normal bir halk hareketi değildi. Protestocuların, hükümete bağlı güvenlik güçlerinin gerçek mermi, ses bombası ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla müdahaleleri karşısında ısrarla barışçıl gösterilerine devam etmek, yasal isteklerini ve gasp edilmiş haklarını geri almayı taşıyan pankartlar ve Irak bayrağından başka bir şey taşımamaktan başka bir şey yapmamaktaydılar. Ancak ne var ki galibiyet, silah taşıyan kiralıklar için değil, haklarını geri almak için yola çıkanlar için olacaktır.

Göstericilerden 600’den fazla hayatını kaybedenin ve aralarında bir çok sakatlananın da bulunduğu 25 binden fazla yaralananın olduğu söz konusu devam eden halk gösterilerinin üstünden dört ay geçmesine rağmen  bu gösteriler, hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve İran’a bağlı mezhepçi milislerin her saldırısına ve kısıtlamalarına maruz kaldıkça genişlik kazanarak büyümeye devam etmektedir. Söz konusu milisler arasında, önceki İletişim Bakanı Muhammed Tevfik Alavi’yi dayatmaya çalışan Sadr grubuna bağlı Seraya Selam milisleri de bulunmaktadır. Muhammed Tevfik Alavi, istifa eden Adil Abdulmehdi hükümetinin ardından halk adayı argümanıyla yeni hükümetin kurulması için teklif edilmektedir. Seraya Selam adlı bu mezhepçi milisler, bir haftadan beri protestocuları Başkent Bağdat ve ülkenin güney ve orta muhafazalarındaki gösteri alanlarını terk etmeye mecbur bırakma hedefiyle protestoculara karşı baskı politikaları uygulamaktadır. Onların bu politikaları sonucunda onlarca hayatını kaybeden ve yaralanan meydana gelmiştir.

Başkent Bağdat’ın ortasında yer alan Tahrir Meydanı’nda göstericiler ile Mavi Şapkalılar ismini kullanan Sadr grubu milisleri arasında meydana gelen çatışmalardan sonra silah zoruyla terk edilmeye zorlandıkları Türk Lokantasını göstericiler tekrardan ele geçirdiler. Binlerce üniversite ve lise öğrencisinin katılım gösterdiği protestocular, İran rejimine bağlı milisleri tenkit eden sloganlar atmaya başladılar.

Diğer yandan Irak atmosferindeki karışıklıklar artmaktadır. Göstericilerin hedef alınması, hakkı haykıran ağızları kapatma kampanyaları karşısında korkular devam etmektedir. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres şunları vurgulamaktadır: “Silahlı milisler, en kötü insan hakları ihlallerini işlemeye ve protestocuları hedef alan saldırılarına devam etmektedir. Hükümet müesseselerin başlıca görevi silahı sadece devletle sınırlı tutmak ve ifade özgürlüğü ve ülkenin bağımsızlığını talep eden göstericilere karşı kullanılmasına engel olmaktır.”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres daha sonra yaptığı açıklamasında Irak’ın iç işlerine dış müdahalenin durdurulmasının, İran’a bağlı milislerin genel olarak Iraklılara ve özel olarak göstericilere karşı işlediği insan hakları ihlallerine ve vahşi suçlara son verilmesinin zaruretine vurgu yaptı. Irak’ın istikrarının tüm bölgenin istikrarı, Irak’ın yıkımının tüm bölgenin yıkımı manasına geldiğini vurguladı.

Beşinci ayına giren barışçıl gösterilere karşı uluslararası sessizlik; yasal haklarını, ülkenin zenginliklerini ve servetini yağmalayan yolsuz yöneticilerden ülkenin kurtulmasını talep eden Iraklı göstericilere yardım etmek için dünya devletlerinin hiçbir adım atmaması karşısında genç göstericiler dünyaya sırtlarını döndü, ülkenin zenginliğini sömürenlerden Irak’ı kurtarma, mezhepçi partilerden uzak durarak ülkenin geleceğini çizme görevine yöneldi. Bazılarının sahadan çekilmesi onların sayısını artıyorsa, milyonlara ulaşıyorsa devam edenlerin vatan derdi taşıyanlar olduğuna, vatana ağırlık olanlar olmadığına delildir. Yıkılanlar sadece Irak’a şer dileyenler olacaktır.

 

 

HEYET Net

17 total views, 1 views today