Mor ve Pembe renkli gösteri ile Iraklı kadınlar Sadr’a kazan kaldırdı

İbni Ömer’in Iraklı hacılara cevabından günümüze!

Mustafa Özcan

 

Irak’ta bugün yani Perşembe günü, (13 Şubat 2020) tarihinde, belki de bölge tarihinde görülmemiş bir gösteri olacak.  Kadınların siyasi gösterilere katılmasını ‘ihtilat’ yani kadınlar ile erkeklerin aynı ortamı paylaşmalarını gerekçe göstererek yasak getirmek isteyen Sadr grubuna karşı  kadınlar baş kaldırıyor. Büyük bir gösteri düzenliyor.  Sadr ve gurubu gösteriler üzerinden kadınların şer’i ve dini kuralları ihlal ettiğini  savunuyor.  Sadr ve adamlarının suret-i haktan görünen ve kadınları gösterilerden uzak tutmayı, dışlamayı tasarlayan bu tutumları kadınlar arasında infial meydana getirdi, tepki çekti ve bunu siyasi bir hile(hile-i şer’iyye) olarak nitelendiriyorlar. Böylece toplumun ağırlıklı bir kesimini gösterilerden uzak tutmuş ve etkisiz ve atıl getirmiş olacaklar.  Mukteda Sadr’ın Yardımcısı Salih Muhammed el Iraki’nin gösterilere katılan kadınlarla ilgili yaptığı açıklama ve değerlendirme kadınların şimşeklerini üzerine çekti.  El Iraki, ‘ kadınların gösterilere katılımı ihtilata neden oluyor’ diye kadınların gösterilerde rol almasının meşruiyetini sorgulamıştır. Önce reform ve ıslah için gösterilerin meşruiyetinin altını çizen el Iraki ardından  ‘kısıtlayıcı gerekçeleri ‘üzerinde durmaktadır.  ‘Vatanı sevmenin imandan olduğunu’ beyan ettikten sonra ibadete günah ve naram karıştırmanın ibadeti ihlal ve iptal edeceğini de söylemiştir. Hac görevi ile kadınların gösterilere katılması arasında kıyas yapan el Iraki bu kıyas üzerinden kadınların gösterilere katılımını günah ve lüzumsuz sayıyor, farz ediyor. Halbuki hac ile gösteriler arasında kıyas farklılar arasında (kıyas maa’l farık) bir kıyastır. Dolayısıyla geçersizdir.  Irak’ta yapılan ve kadınların da katıldığı gösterilerin kadınların hacca gitmesi ibadetinde olduğu gibi meşru olmadığını ileri sürmektedir.  Kural ihlallerine eşlik ettiğinden dolayı Irak’taki gösterilerin hacdaki kadınların faaliyetleriyle veya ibadetleriyle karşılaştırılamayacağını, bağdaşmadığını, çeliştiğini ve ikisinin aynı şey olmadığını ileri sürmektedir.  Madem söz hacdan açıldı lafı gediğine koymanın tam vaktidir.  Iraklı birisi ikinci halife Ömer İbnü’l Hattap’ın (R.Anhu) oğluna  Harem’de ihramlı birisinin sinek öldürmesi hakkında düşüncesini sorduğunda İbn Ömer, “Şu Irak halkına bakın! Hz. Peygamber’in kızının oğlunu öldürdükleri halde sinek öldürmeyi soruyorlar. Halbuki Rasûlullah şöyle buyurmuştur: O ikisi (Hasan ve Hüseyin), benim dünyadan iki reyhanımdır.” diyerek karşılık vermiştir. Bu sözleriyle Irak halkının Hz. Hüseyin’i yalnız bırakmakla, bir anlamda onu öldürmüş oldukları kanaatini ortaya koymuştur.

Mukteda Sadr ile Yardımcısı Salih Muhammed el Iraki gibi kimi Iraklılar hala Hazreti Hüseyin’in değil sineğin derdindeler.  Ya da halkın ne çektiği umurlarında bile değil varsa yoksa dertleri hile düzenine arka çıkmak, su taşımak.  Sadr’ın kadınları gösterilerin dışında tutma arzusuyla ilgili Iraklı gazeteci Abdurrahman el Gazali şunları yazıyor:  “Bu yaklaşım sadece göstericilerden bir sınıfa yönelik tehdit içermeyip ötesine geçmekte ve sosyal, siyasi ve güvenlik açılarından gösterici kadınları hedef almaktadır. Sadr gurubunu bir kadının taşıdığı tek bir slogan veya pankartın harekete geçirmesi inandırıcılıktan uzak ve tuhaf kaçmaktadır. Sanki Sadr gurubu gösterileri kadınlara yasaklamak için bahaneler aramaktadır. Nitekim Sadr gurubu ‘Mesai ile Mücadele Birlikleri’ adı altında kimliği ve kaynağı meçhul olan birlikleri gerekçe göstererek, onlar üzerinden gösterileri karalamak,   sonlandırmak istemektedir. Kadınların gösterilere katılımı meselesine ilave olarak Mesai İle Mücadele Birliklerinin IŞİD ile aynı gündemi paylaştığı ve madalyonun ikinci yüzünü temsil ettiğini söylemektedirler.   Bunun ötesinde bu nevzuhur gurubun eğitimi sabote etmek istediklerini de ileri sürüyorlar.”  Gerçekten de Ekim/Teşrin Devrimcilerini durdurmanın yeni yolunun ve yönteminin uydurma birlikler veya mangalar olduğu görülüyor. Bu işin düzmece olduğunu gösteren hususlardan birisi de ilgili birlik mensuplarının üzerlerine giydikleri tişörtlerde örgüt isimlerinin yazılması.  Bu oldukça garip bir tutum ve durum. Mesai ile Mücadele Birlikleri insanın aklına Njjerya’daki Boko Haram (Book Haram) grubunu getirmektedir.  Onlar da eğitime ve kitap okumasına karşı çıkmakta onun ötesinde bazen okula giden öğrencileri de kaçırmaktadırlar.  Sadr grubu ve akıl hocaları göstericileri susturmak için yine IŞİD’den medet umuyorlar ve Mesai ile Mücadele Birliklerinin üzerinden IŞİD’in yaşadığı algısını yaymak istiyorlar. Bunun da ötesinde söz konusu grubun insanları kaçırdığı veya alıkoyduğunu da ileri sürüyorlar. Gösterilere katılımı zorunlu hale getirmek için bu grubun zor kullandığını ileri sürüyorlar. Sadece okulları, üniversiteleri değil aynı zamanda köprü ve kavşakları da tuttukları ve ulaşıma kapattıklarını ve hayatı felç ettiklerini ileri sürüyorlar. Kısaca Sadr gurubu yine kaçamak davranıyor ve bel altından vuruyor.  Göstericilerin en azından bazlarının tahrip kurulları vasfı taşıdıkları ve bunların terörle mücadele kapsamında ilgili madde olan 4’üncü madde uyarınca ve üzerinden yargılanmasını istiyorlar.  Zikar vilayetinde birçok okulun Mesai  ile Mücadele  Birliklerinin zorlaması üzerine kapatıldığını da ileri sürüyorlar.  Nasiriye şehrinde ise bu çekişmeden sonra gösterilere katılımın zorunlu olmaktan çıkarıldığı bilakis isteğe bağlı, gönüllü ve serbest hale getirildiği vurgulanmaktadır.

Mukteda Sadr ise Necef’teki dini mercilerin, taraftarlarının göstericilere müdahale etmesini eleştirmesi üzerine daha doğrusu genel galeyan üzerine göstericilerin içine sızarak onları sabote eden Mavi Keplileri dağıttığını duyurmuştur. Mavi Kepliler Necef ve Hille’de 8 göstericiyi katletmişlerdi.  Sadr, bundan böyle taraftarlarının göstericiler arasına gireceklerinde (sızacaklarında) grup adına değil kendi adlarına girmeleri gerektiğini söylemiştir.

Bu, Mukteda Sadr ve grubunu sorumluluktan kurtarır ve azat eder mi? En azından başta insan hakları örgütleri olmak üzere STKlar  göstericiler aleyhinde kışkırtma faaliyetlerinde bulunan ve onların ölümlerinden sorumlu olanları Uluslararası Ceza Mahkemesine şikayet etmeleri ve bir avukat ekibiyle birlikte suç duyurusunda bulunmaları gerekmektedir. Dileriz etkili olurlar ve uluslararası mahfillerde dikkate alınırlar.

Yolsuzluk çetesiyle ve milis güçleriyle halk arasındaki mücadelenin kalan etapları böyle sürüyor.  Sadr grubuna göre gösterici erkek ve bayanlar din ve yerleşik normlara ve geleneklere riayet etmiyor bilakis baş kaldırıyorlar.  Kadınlar ise bu bahane ile kadınları gösterilerden koparmaya, uzak tutmaya çalışan siyasi yeni yetme (murahik es siyasi)  Mukteda Sadr ve hareketine kazan kaldıracaklar.  Bugün rövanş günü.

 

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

16 total views, 3 views today