Darbe ile Tertip Arasında

Mustafa Özcan

 

El Cezire Kanalı’nda 24/3/2020 tarihinde yayınlanan haber programında Batı’dan ve İran’dan katılan konuklar Amerikan-BAE ortak askeri tatbikatı değerlendirdi.  İran’dan skype programı üzerinden katlan isim Emir Musavi idi.  Bu zat hem bir siyasi analizci hem de bir diplomat. Şöyle ki Arapça yayın yapan ekranların gediklileri veya tanıdık simaları arasında yer almaktadır. Bir ara Cezayir’de  kültür ateşeliği de yaptı. Kültür ateşeliğinin Şiiliği yaymak için bir kılıf olduğu anlaşıldı.  Cezayir’den hakkında sürekli şikayetler yağmaya başladı ve sonunda Şiilik misyonerliği yaptığı kanaat getirilerek adeta istenmeyen ( persona non grata) adam ilan edildi ya da rahatsızlığın ayyuka çıkması üzerine sessiz sedasız bu ülkeden geri çekildi. Dervişin fikri ne ise zikri de o’dur hesabı Emir Müsavi de katıldığı programlarda bildiğini satıyor.  Spiker ilgili programda ABD ile Birleşik Arap Emirliklerine ait askeri birliklerin korona virüsüyle mücadele adı altında ABD’nin Birleşik Arap Emirliklerinde faaliyet gösteren el Hamra askeri üssünde bir kurtarma operasyonu provası düzenledikleri aktarılıyor.  Tatbikatta Ortadoğu’da geniş bir şehre müdahale ediyor ve kurtarma operasyonu düzenliyorlar.  Açaba bu hedef şehir Bağdat mıdır?  Ardından da spiker yönlendirme sorusunu soruyor:  ‘ABD, Irak’ta askeri bir darbeye mi hazırlanıyor ?  Esasında Amerikan müdahalesinden sonra İran’ın çiftliği haline gelen ve zaman zaman başarısız devlet sınırları etrafında dolaşan Irak’ta çözümün askeri bir darbe olduğunu savunan bir kesim var.  Zaman zaman bu senaryo dile getiriliyor. Yolsuzluk ve sekterizm nedeniyle ülke kargaşaya yuvarlanmış durumda ve her gecen gün daha da kötüye gidiyor. Korona virüsü ve petrol gelirlerinin azalmasıyla birlikte ülke hepten çaresiz hale gelmiş durumda. Şii partiler ve siyaset kurumu veya sekter partiler birbirini kilitliyor ve siyasi kriz derinleştikçe derinleşiyor ve aşılamıyor.   Koronadan dolayı sokak hareketlerinin kısıtlanmasına rağmen köz altındaki kor durumundaki halk hareketi için için kaynamaya devam ediyor.  Bu durumda ülkeyi yönetemez hale gelen ve uçurumun kenarına gelen sekter Şii siyaset çareyi komplo teorileri üretmekte buluyor. İranlı bazı yetkililer ABD’nin laboratuvarlarda hazırladığı korona virüsünün Hind-Avrupa kuşağından oldukları için en çok İranlılarla İtalyanları etkilediğini yani Amerikalların ırkçı bir virüs geliştirdiklerini ve yaydıklarını söylüyorlar.  Bu da gösteriyor ki İran’ın düşünce sistematiği yanlış, mefluç aynen Hitler gibi düşünüyor.  Bu rejime hiçbir şey emanet edilemez. Kısaca İran’daki müesses nizam tamamen zihinsel engelli. Reşit değil. Bu nedenle İran ve ortaklarına yönelik olarak çifte bir karantina (hacr/tasarruftan men) uygulanması gerekir.  Birisi korona virüsünden ikincisi de reşit olmadıklarından dolayı. Karantina veya kısıtlamalardan birisi siyasi kısıtlama olmalı ve yönetme ehliyeti olmadığından dolayı İran’daki veleyat-i fakih rejimi ile birlikte onun bölgedeki bendeleri iktidardan  uzaklaştırılmalı, el çektirilmelidir. Şimdi İran ile Irak halkı bu gayenin peşinde.  Terslikler bitmese de amaçlarından taviz vermiyorlar.  İran, Irak ile Suriye’yi ancak üzerinde yaşayanlar bilir!

Korona virüsüyle ilgili tedbirlerde en garip davranın beş ülkeden üçü Şii kuşakta yer almaktadr. Irak, İran ile Suriye. Diğer ikisi ise Rusya ile Kuzey Kore’dir. Bu Şii eksen diğer iki ülke ile senli benli bir pozisyondadır. Putin sokağa çıkma yasağını etkili kılmak için vahşi hayvanları sokaklara salmaktadır! El Hakim Biemrillah gibi ruh sağlığı bozuk liderlerden biridir.  Irak’taki kimi Şii merciler de dini havzalara korona virüsünün etki etmeyeceğini ve sökmeyeceğini söylemektedirler.

Tahran’dan El Cezire programına katılan Emir Musavi spikerin pas hükmündeki sorusuna ‘evet ABD Irak’ta bir darbe tasarlamaktadır’ demektedir. Emir Müsavi gibilerine göre ABD, Irak’ta bir darbe planı hazırlamakta ve Berham Salih tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen Adnan Zurfi ‘nin de bu planı devreye sokmak için ABD ile işbirliğine gideceğini ileri sürmektedir.   Onlara göre, ABD, İran’ın korona virüsü salgınıyla meşgul olmasını fırsat bilerek darbe planını hayata geçirecek.

Darbe molla rejiminin ve uydularının kabusudur. Bundan dolayı İran’da paralel ordu kurmuşlar ve buna da Devrim Muhafızları adını vermişlerdir. 2014 yılından itibaren IŞİD’in ortaya çıkmasını fırsat bilen Irak’taki uydu Şii yönetim de dağınık milisleri bir araya getirerek daha örgütlü ve geniş kapsamlı bir milis yapısı yani Haşd-Şabi’yi kurmuştur.  Burada Ali Sistani’nin de önemli bir rolü olmuştur. Haşd-i Şabi’nin iki misyonu vardır. Birincisi orduyu, ikincisi de halkı gözlemektir.   Haşd-ı Şabi Irak’ta paralel ordudur ve adı konmamış bir devrim muhafızlardır. Irak’a özgü İran’dan mülhem bir devrim muhafızlarıdır.

Irak’ta İran yanlısı değil de katıksız veya ağırlıklı bir Amerikan yanlısı hükümet kurulursa İran’ın rolünü dizginlemek için bir darbe planı devreye girer mi?

Bunun önünde engeller vardır. Irak ordusu cılızdır ve herhangi bir darbe Hüsnü Zaim’den beri Ortadoğu’da olduğu gibi Amerikan güdümlü olacak ve halk nezdinde meşruiyet kazanamayacaktır. Amerikan güdümlü darbe planlarına mukabil İran’ın karşı planı da yine Emir Musavi’nin dilinden gündeme gelmiştir. Bu da darbe planlarına karşı dini saiklerle halkı kışkırtma planları veya tertipleridir.  Emir Müsavi 2006 yılında Samarra’da Selefilerin üzerine yıkılan Markadeyn patlatmalarını hatırlatarak Kazimiye’ye (Musa Kazım) veya İmam Cevad veya İmam Ali türbelerine yönelik olarak bazı saldırıların olabileceğini söylemiştir. Bu da bize 2006 yılında Kasım Süleymani’nin İmam Hasan Askeri-İmam Mehdi türbesine yönelik tertibini hatırlatmaktadır. Yine Hizbullah’ın durumdan vazife çıkarmasını ve Şam’da Seyyideti Zeynep ile Rukiyye’nin türbelerini korumak bahanesiyle halka karşı Esat’ın yanında durma bahanesini akla getirmektedir.   Belli ki Emir Musavi darbe senaryolarına karşı Şii kartını aktif hale getirmeyi düşündüklerini ortaya koymaktadır.   İki yanlış bir doğru etmez denildiği gibi ne darbe senaryoları ne de mezhebi tertipler Irak halkına tiryak ve çare olabilir.  Sadece krizi derinleştirir. Irak’ı ayağa kaldıracak tek doğru halkının duruma el koymasıdır. Bu pusulayı düzeltmek ve kafileyi yolda düzmek, düzenlemek olur.  Sahte ve fake çözümlere karşı Irak halkının devası kendinden kaynaklı olacaktır.  Er düştüğü yerden kalkar ve mümin bir delikten iki defa geçmez…

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

23 total views, 3 views today