Yerle Bir Olan Sağlık Sistemi Nedeniyle Korona Virüsü Irak’ta Tehlike Çanları Çalmaktadır

Hükümetin korona virüsle mücadelede, kalabalıklara engel olmak, okullarda eğitime ara vermek, bazı hükümet kurumlarında çalışmaları durdurmak, lokantaları kapatmak gibi bazı uygulamaları ilan etmesine rağmen imkan ve ekipman eksikliği gibi büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Bunun nedeni ise başta yerle bir olan sağlık sektörü olmak üzere tüm sektörlerde yayılan yolsuzluk afetidir ve bu sorun öldürücü bu hastalığın yayılmasını artırmaktadır.

Ülkede Necef muhafazasında meydana gelen ilk korona virüs vakasının duyurulmasından itibaren Sağlık Bakanlığı, ülkeyi kasıp kavuran siyasi krizler gölgesinde her gün onlarca yeni vaka duyurmaktadır. Bu virüsü problemini aşmak için tıbbi ihtiyaçlarda ve özel ilaçlarda çok eksikliğin bulunduğu ve buna ek olarak milyarlarca dolarlara ulaşan yıllık bütçeden sadece %2.5’u tahsis edilen sağlık sektörünün  parasal gücünün az olduğu böyle bir atmosferde hükümetin bu öldürücü virüsle mücadelede ne kadar güce sahip olduğu hususunda birçok soru bulunmaktadır. Öte yandan hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve mezhepçi milislerin hala devam ettiği cinayet ve tehditlerde korkarak ülkenin dışına kaçan birçok uzman doktor söz konusudur.

Haber ajansları ismini paylaşmak istemeyen bir sivil aktivistin şu sözlerini aktarmaktadır: “Başkent Bağdat’taki eczanelerden biri bana, halkın Sağlık Bakanlığının bu tehlikeli hastalığın yayılmasıyla mücadelede yetersiz kalacağı noktasında endişe ve korkulara sahip olduklarını söyledi. Öte yandan tıbbi maske ve dezenfektanların fiyatları çok fazla arttı.”

Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü Irak’ta korona virüs vakalarında yüksek bir artışın olacağı beklentisini paylaştı. Dünya Sağlık Örgütünün Bağdat Ofisi şunları söyledi: “Doğu Akdeniz bölgesinde korona virüsle hayatını kaybedenlerin en çok yaşandığı, İran’dan sonra gelen ikinci ülke Irak’tır. Öldürücü korona virüsün bulaştığı hasta sayısının artması, sağlık sisteminin çökük olduğu bu ülkede tehlike çanlarını çalmaktadır.”

2003 yılından beri tüm alanlarda birçok kriz ve problemle karşılaşan Irak korona virüsün yayılmasıyla eş zamanlı olarak büyük ekonomik problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu ekonomik problemler, belki de yıkıma sürükleyecek, görevlilerin maaşları karşılanamayacaktır. Özellikle petrol gelirlerine tam güvenilmeyen ve ekonomik alternatifler oluşturulmayan şu sıralarda. Şöyle ki bu yıl petrol fiyatlarında büyük bir düşüşe tanık olundu. 2016 Şubat’ından itibaren şuanda en alt seviyeleri gördü. Bu durum ekonomiye büyük tehlikeler oluşturmaktadır. 2020 yılı bütçesi, petrolün varil fiyatı 56 dolar olduğu esası üzerine belirlendi. Bununla beraber bu bütçeden 40 milyar dolardan fazla açık söz konusudur. Bu açık, petrol fiyatları geriledikçe daha fazla artacaktır.

Ekonomi uzmanları şunu vurgulamaktadır: “Petrol fiyatlarındaki düşüş, Irak’ta ekonomik krize nedne olacaktır. Bunun nedeni Irak hükümetinin mali yönetimi kötü olması, açık bir ekonomik stratejiye sahip olmamaları, işletme ve yatırım giderlerini finanse etmede petrole bağlı olmalarıdır. Öte yandan idari büyüme ve ödemeleri artırmaya neden olan, tüm görev mevkilerinde yanık olunan kota söz konusudur. Petrol varilinin 56 ile 60 dolar arasında değiştiği zamanlarda bile Irak’ta herhangi bir kalkınmaya tanık olunmadı. Bu durumda ise işsizlik ve fakirlik daha fazla artacak ve sosyal ve ekonomik problemler büyüyecektir.”

Geçen şeylere binaen 2020 yılı, istifa eden Adil Abdulmehdi hükümetinin iddia ettiği gibi gelecek vaat eden bir ekonomi yılı olmayacaktır. Sadece petrole bağımlı olunduğu, kaynakların çeşitlendirilmediği, özel sektöre ciddi destek verilmediği hale devam edildiği takdirde gerçek bir kalkınmaya bu yaralı ülke tanık olamayacaktır. Bu kötü ekonomi Iraklı vatandaşın hayatına yansıyacak ve aynı şekilde mevcut siyasetin tamamının ilga edilmesini, göstericilerin katillerinin adalet karşısına çıkartılmasını, yolsuzluğa bulaşan yetkililerin hesaba çekilmesini, iş imkanlarının sağlanmasını, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini, uluslararası gözetim altında özgür ve şeffaf seçimlerin yapılmasını talep etmek için Ekim ayının başında başlayan gösterilere devam etmelerine bir etken oluşturacaktır.

 

 

HEYET Net

189 total views, 2 views today