Korona Virüsün Gölgesinde… Yoksulluk Tüm Iraklıları Yok Edecek Bir Bombaya Dönüştü

Tek başına ölüm artık Iraklıları korkutmamakta ve bunun nefislerde korkutucu bir etkisi olmamaktadır. Çünkü 2003 yılında Amerika liderliğinde ülkeye savaş açılmasından ve ardından işgal edilmesinden günümüze dek Irak’ın genelinde askeri operasyonlar, mezhepçi milislerin işledikleri suçlar, savaşlar sebebiyle yayılan hastalıklar ve kanser, şimdi de kötü bir sağlık vakası gölgesinde Irak’ın kapılarından içeri giren korona virüs sonucunda bir milyon şahıs hayatını kaybetti.

Korona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı, bu hastalığa yakalananlardan %3’üne ulaşıyorsa ve bağışıklığı zayıflar ile yaşlılar tehdit ediyorsa dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan bu ülkede açlıktan ölme oranları; sokağa çıkma yasağı ve yağma, hırsızlık, yolsuzlukla meşgul olan hükümetin yardımlarının azlığı nedeniyle rızıkları kesilen ve işleri aksayan milyonlarca Iraklı vatandaşı tehdit etmektedir.

Merkezi İstatistik Kurumu’nun son istatistiklerine göre bu ülke halkının %20’den fazlası, fakirlik sınırının altındadır. Başta gençler arasında olmak üzere ülkede işsizlik %22,7’e ulaşmıştır. Bu durum, onları, başta iş imkanlarının oluşturulması ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi olmak üzere meşru hakları talep etmek, işgalle ve başarısız hükümetlerle karşılaşıldığından beri ülkede yaygınlaşan yolsuzluklarının bitirilmesini istemek için geçtiğimiz Ekim ayının başından beri gösteri düzenlemelerine sevk etmiştir.

Bu çerçevede Parlamentodaki Ekonomi Komisyonu üyesi Nada Şakir Cevdet, Irak nüfusunun şuanda 40 milyonun üstünde olduğunu, bunlardan yalnızca 5 milyonunun maaş ve ücret aldığını, geriye kalan 35 milyon ise ekonomik sıkıntılardan dolayı problem yaşamaya devam ettiklerini açıkladı. 6 kişiden oluşan 1580 ailenin, rızık kaynaklarının zarar gördüğünü vurguladı.

Ekonomi Komisyonu üyesi Nada Şakir Cevdet sözlerini şöyle sürdürdü: “Önceki ve şimdiki hükümetler, ihtiyaç sahibi olan fakir ailelere gıda destek ve yardımı sağlamadı. Bu afet sonucunda suç oranlarında artış katlandı. Öte yandan korona virüsün yayılmasına engel olmak için hükümetin aldığı sokağa çıkma yasağı uygulamasına da tam bağımlı kalınmamaktadır. Böyle bir zamanda da siyasi arenada yer alan partiler ve siyasi gruplar, makam alışverişi ve devletin kaynaklarının tüketilmesi operasyonlarını sürdürmektedir.

Bölgede görev yapan haber ajansları Başkent Bağdat ve diğer muhafazalarda üçüncü haftasına giren sokağa çıkma yasağının Nisan sonuna kadar devam edeceğine dikkat çekmektedir. Şuana dek 1000’den fazla insana bulaşan ve 80’den fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan korona virüsün yayılması süreci gerileyinceye kadar bu yasakların devam edeceği beklenmektedir.

Öte yandan Irak Üniversitesi Ekonomi Profesörü Abdurrahman Meşhedani şunlara dikkat çekmektedir: “Irak birbirine girmiş bileşik problemler sorunu yaşamaktadır. Bunlar mevcut hükümetin salahiyetinin sadece bekçi hükümetle sınırlı olması, korona virüsün yayılması, 2020 bütçesi ikrar edilmeksizin petrol fiyatlarında yaşanan düşüşlerdir. Korona virüsle mücadele için hükümet tarafından kurulan Sağlık Krizi Ağı, geçtiğimiz birkaç gün içerisinde Sağlık Bakanlığına 5 milyon dolar sağlamada bu hükümetin nasıl başarısız olduğu, buna ek olarak sokağa çıkma yasağına uyarak hala evinde oturmaya devam eden yevmiye ile çalışanlar ve fakirlerin sorunlarına çözüm bulamamak gibi birçok probleme tanık oldu.”

Irak Üniversitesi Ekonomi Profesörü Abdurrahman Meşhedani sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak, çok fakir ailelerin yaşadığı mıntıkalara ulaştırma imkanı sağlayacak açıklama kurallarına ihtiyaç durmaktadır. Kumanya kartlarına dayanmak bir fayda sağlamayacaktır. Çünkü kumanya kartına sahip bir aileye 100 bin dinar dağıtma halinde hükümetin 600 milyar dinara yani 500 milyon dolara ihtiyaç duymaktadır. Sokağa çıkma yasağının uzaması halinde ülkede fakirlik oranlarının %40’a yükseleceğini beklemekteyim.”

Göçmenlerin durumu noktasında ülkede korona virüsün yayılması hükümetin zayıf desteği ve zayıf imkanları problemi yaşayan göçmen kamplarını tehdit eden tehlikeye dönüştü. Bu durum karşısında göçmenlerin bulundukları mekanların kalabalık olması ve virüsün kolay bir şekilde buralara girme ihtimalinden korkarak tekrardan evlerine ve mıntıkalarına geri dönmesi zaruretini artırdı. Göçmen kamplarında sağlık sisteminin ve alt yapının zayıf olduğu bilinirken göçmenler hükümetin desteğinin olmadığını, yerel ve uluslararası örgütlerin yardımlarının az oluşunu vurgulamaktadırlar.

Öldürücü korona virüsün zengin fakir dinlemeden tüm evlere saldırmasına rağmen bu virüs bitirilmez ve sadece sağlık alanında değil her alandaki başarısızlığını kapatma çabası güden hükümetin dayattığı sokağa çıkma yasağı kaldırılmazsa kurulan saatli bombanın ilk kurbanları fakirler ve yevmiye usulü çalışanlar olacaktır.

 

 

HEYET Net

194 total views, 3 views today