Irak’ta Putin modeli!

Mustafa Özcan

 

Yeni Irak Başbakanı Mustafa Kazimi kimileri tarafından Putin’e benzetiliyor. Bazı benzerlikler bazı da bu benzerlikler üzerinden beklentiler var.  Benzerliklerden birisi her ikisinin de istihbarat kökenli olarak ülkenin başına gelmeleri ve yönetmeleri. Elbette Mustafa Caferi’nin çiçeği burnunda.  Bobby Ghosh adlı  Bloomberg analizcisi Kazimi ile alakalı olarak kötümser bir gelecek tablosu öngörüyor, çiziyor. Bu tablo da Putin ile benzerlikler  adeta buharlaşıyor.   Putin’in Rusya’yı düzlüğe çıkardığı gibi Mustafa Kazimi’nin de Irak’ı düzlüğe çıkaracağına inananların ikinci tutamağı ise her ikisinin de hukuk fakültesi mezunu olmaları.   Putin hukuk mezunu olsa da hukuka hiç başvurmayanlardan.   Elbette Kazimi’nin Londra’daki günlerinde avarelik yaparken basınla da ilgilenmesi farklı bir ayrıntı olsa gerek. Bildiğim kadarıyla Putin’in basınla ilişkisi sansürden ibaret!  İyimser olanlar var ama yine de Irak’ın şartları Rusya’nın şartlarından farklı,  Rusya ile mukayese edildiğinde Irak’ın imkanları oldukça dar ve mütevazi. Dışarıya da bağımlı.  Bu itibarla Putin ile Kazimi arasındaki benzetme farklı tarafları veya zaviyeleri olan bir benzetme. Elbette bu benzetmenin tartışılır tarafları var.  Harfiyen kabul etmek mümkün değil.

Putin gençlik yıllarından beri KGB saflarında, istihbarat dehlizlerinde SSCB adına hizmet etmiş birisi. Mustafa Kazimi’nin istihbarat günleri ve deneyimi ise sınırlı. Haydar Abbadi’nin bacanağı olması hasebiyle Irak istihbarat teşkilatının başına getirilmiştir. Yükselmesinde başka faktörler de bulunuyor.  Bu faktörlerden birisi Saddam sonrasında Irak ulusal arşivinin Irak Yahudileriyle ilgili bölümünün İsrail’e kaçırılması veya haraç mezat satılmasıdır.  Bu satışla ilgili olarak üç isim öne çıkıyor. Bunlardan birisi Talabani’den sonra Amerikan kontenjanından cumhurbaşkanı seçilen Berham Salih’dir. Bu kaçakçılıkta onun da  katkısı.bulunmaktadır!  Kürdistan bölgesinde başbakanlık da yapmış olan Berham Salih bu gizli görevde Mustafa Kazimi ve Hüseyin Sadr ile birlikte rol almıştır. Hüseyin Sadr’ın dışındaki iki isim bilahare Irak’ta füze hızıyla üst makamlara getirilmişlerdir.  Yahudilerle ilgili Irak arşivinin İsrail’e kaçırılmasından sonra İsrail ve Amerikan makamları bunu gerçekleştiren ekibe terfi vaadinde bulunuyor.  Nitekim, sonrasında karşılıklı olarak bunun yararını da görüyorlar. Berham Salih önce Irak Kürdistan bölgesinde yükselir ve ardından Irak cumhurbaşkanlığına getirilir.  Artık Talabani’nin yerine geçmiştir. Hem İsrail hem de Amerikan makamlarının yakından tanıdığı bir isimdir.  Onlar açısından güvenilirlik vasfı kazanmıştır.

1967 yılında Bağdat’ta doğan Mustafa Kazimi ise hukuk eğitimi görmüş ve 1980’li yıllarda yani Irak-İran Savaşı sırasında Saddam’ın yeminli muhalifleri arasına katılarak soluğu Londra’da almıştır.  Önce bacanak olarak Abbadi tarafından sahiplenilmiş ve bu alanda bir deneyimi olmadığı halde istihbaratın başına getirilmiştir.  Bu onun kesinlikle İran –ABD ortaklığı tarafından sicilinin bozuk olmadığı anlamına gelir.  Siciline çizik atılmamıştır. Haydar Abbadi ve Adil Abdulmehdi’den sonra Berham Salih yeni hükümeti kurmakla görevlendirdiği Muhammed Tevfik Allavi ile Adnan Zürfi bu görevlendirmede başarısız olurlar. Güven oyu alacak kadar yandaş toplayamazlar.  Bu isimlerin hükümeti kurmakta başarısız olmaları üzerine  Irak’ta Putin modeline geçildi ve Mustafa Kazimi istihbaratın başından başbakanlığa atandı.  Seleflerinin hilafına Meclis’ten de güvenoyu almıştır bazı bakanlarla ilgili pürüzler ise halen devam etmektedir. Bununla birlikte başbakan olarak güvenoyu almıştır. Bu göreve getirilmesinde zımni ve dolaylı olarak ABD-İran ortaklığının payı vardır. ABD onay ve destek vermiş İran da kabullenmiştir. İran’ı ve ortaklarını ikna etmek geçilen süreç dolayısıyla hiç de zor olmamıştır. Zaten istihbarat başkanı iken İran’ın bir dediğini iki etmemiştir. Bunun için kendisine rezerv konulmamıştır.   ABD gelişini kolaylaştırmak ve İran rezervini kaldırmak için en azından 3 aylık süre içinde Irak’ın İran’a yaptırdım uygulamamasına yeşil ışık yakmıştır.  Zaten dumanlı olan Irak siyasetinin üç ay sonrasını kestirmek de zordur. Kim öle kim kala?  Sonrasında gündemde bir erken seçim yer almaktadır.

İran umulanın aksine Mustafa Kazimi’nin başbakanlığının Meclis’ten geçirilmesi için canla başla çalışmış ve tam saha sipere yatmıştır.  Zira İran yönetimi Irak üzerinden ABD ile yeni bir tırmanma daha yaşamak istemiyor. Bu açıdan şu aşamada Nuri Maliki gibi birisindense Mustafa Kazimi gibi döneme uygun bir isim yeğdir.  İran ABD ile krizi sona erdiremese bile dondurmak ve yatıştırmak istiyor. Zira hem içinde hem de bütün bölgede nefesini ve enerjisini tüketti.  Suriye’de Rusya ile İsrail tarafından sıkıştırılıyor.   ABD ile ikinci bir cephede daha çekişmek istemiyor. Şartlar pek lehinde değil.

Londra yıllarında Mustafa Kazimi muhalif bir yazar olarak Saddam’a muhalefetini gazete sütunlarına taşıdı, aksettirdi.

2003 yılında Saddam’ın devrilmesinden sonra diğer muhalifler gibi Mustafa Kazimi de Irak’a döndü.  Amerikalılar Irak’ın Hafızası Kurumu adıyla bir kurum ihdas etmesini sağladılar. Bu kurumun görevi Irak arşivinin tasnifi ve belgelendirilmesi idi. Yani Amerikalılar ciğeri kediye emanet etmiş oldular.   İstihbaratın başına getirildikten sonra da İran-ABD dengesine korumuş her iki tarafa da hizmet etmiştir.  ABD öfkesinden korunmaya çalıştığı günlerde İran Irak’ta Mustafa Kazimi’nin başbakanlığına itiraz etmeyecektir. Aksine, Nuri Maliki hariç genelde Şii kitleler Mustafa Kazimi’nin başbakanlığına destek verdiler.

Mustafa Kazimi siyasi süreçte güllerle döşenmiş bir zeminde yürümeyecek. Önünde birçok zorluk ve meydan okumalar var. Zıt akımlarla karşı karşıya. Bir tarafa ABD ve işgal güçleri ikinci olarak paralelinde ikinci bir işgal gücü İran ve onun gerisinde, paralelinde hareket eden Haşd-i Şabi güçleri ve Şii milisleri bulunuyor.  İran ile ABD’yi bazen ortak bazen de rakip güçler olarak farz etsek bile Ekim devrimcileri ile milis güçlerinin yıldızları hiç barışık değil ve barışmayacak da.  Gösterilere destek veren halk  ‘sekterizm siyasetini’ yani İran destekli mezhepçi politikaları reddediyor.   Mustafa  Kazimi bakanların atanmasında Kürtlere ve Sünnilere Şii’lerden farklı olarak kendi bakanlarını seçme hakkı tanıdı. Bu ise Şii kesimlerde tepkilere neden olsa da petrol bakanlığı ve dışişleri bakanlığı Kürtlerin uhdesinden alınarak Şii kesimlerin verilebilir. Şekli bir takım kazanımlara karşı Sünni kesimler başka noktalardan kaybedebilirler.  Bir de ilk defa  Se’rullah adlı Şii milis güçlerine dokunuldu. Bakalım Şii milislere dokunma noktasında bu adımın devamı gelecek mi, yoksa bu adım yetim olarak mı kalacak? Nuri Maliki ile Adil EAbdulmehdi görevleri süresinde gerçek manada katliamlara imza attılar. Dolayısıyla  Ekim devrimcilerinin Mustafa Kazimi’den istedikleri hususların başında Adil Abdulmehdi gibi  siyasi katillerin yargılanması da var.   Ama Mustafa Kazımi siyasi mahfil ve kulislerde bu katillerle boy gösteriyor. Mustafa Kazimi’den beklenen hususlardan birisi de yolsuzluklarla savaş.   Suriye’de ve Irak’ta yolsuzluk politikaları üzerinden servet dağılımı yapılmış ve İran yanlısı sekter çizgi beslenmiştir. Esat ileNuri Maliki’nin birbirine yakın servetleri konuşulmaktadır.   Göstericiler,  yolsuzluklara son verilmesini de talep ediyorlar. Bir başka husus ise silahın devletin tekeline alınması yani bütün milis güçlerinden tasfiye edilmesi.  Milis güçleri de Irak’ta  İran’a bağımlı paralel devleti besliyor.

Şimdilerde IŞİD’in yeniden boy gösterdiği söyleniyor.  Bu doğru olabileceği gibi Şii milislerin varlığının yararlığını ispat için bir tertip de olabilir! Zira 2014 yılında IŞİD’in Musul ve civardaki bölgeleri ale’l acele ele geçirmesinin bir tezgah olduğunu bugün herkes biliyor.  Bu itibarla göstericileri ve halkı yeniden kandırmak eskisi gibi kolay olmayacaktır.  Sancılı bir süreç ama Irak halkı bildiği yolda ilerliyor.

 

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

 

206 total views, 1 views today