Bağdat vaizinin hazin sonu!

Mustafa Özcan

 

Belki Bağdat’tan binlerce vaiz geçmiştir. Ama gök kubbesinin altından İbnü’l Cevzi gibisi gelmemiş ve geçmemiştir. Geçse bile sayılıdır.  Yine bir Hanbeli vaizi olan Abdulkadir Geylani bunlardan birisidir. Geylani, tarikatı ve geleneğiyle birlikte yaşamıştır.  Fethurrabbani kitabında olduğu gibi bazı konuşma ve vaazları satırlara dökülmüş ve kitap haline getirilmiştir. Yani bendeleri veya taraftarları adını, şanını yaşatmıştır.  Elbette satırlara dökülmüş muhallet (eskimeyen) eserleri de vardır. Lakin İbnü’l Cevzi’yi yaşatan tarikatı veya sevenleri olmayıp onun sayıya gelmez eserleridir. Türkiye’de de çok tanınan alimlerden birisidir. Mevzuat kitabı dillere destandır. Onun ötesinde Hazreti Ömer, Hasan el Basri gibi zevat olmak üzere birçok biyografi kaleme almıştır.  Bağdat, Bağdat olalı böyle bir zat görmemiştir. Bununla birlikte ihmal kurbanıdır. Camiler ve mezarlar ülkelerin kültürel tapularıdır. Bunları kaybeden kültürel kimliğini yitirir.  Burada elbette kabirlere perestiş etmekten söz etmiyoruz. Bununla birlikte büyük zevatın işaretleri (mealimi) olan kabirlerinin yok edilmesi hatıralarının bir bölümünün küllenmesi, imha edilmesi anlamına geliyor.

İbnü’l Cevzi’nin Bagdat’ta Dicle Nehri yakınlarında yer alan kabri talan edilmiş ve mealimi yani işaretleri köreltilmiş ve ardından da rant kapısı haline getirilmiştir. Burası büyük çapta otopark haline dönüştürülmüştür. Talan kapısı ve rant kapısı haline getirilmek istenmiştir.  İbnü’l Cevzi’nin kabri Bağdat’ta Reşit Caddesinde es- Sinek semtinde eski Daru’l Elhan (Müzik Eğitim Enstitüsü eski merkezi) binasının yakınlarında yer almaktadır.  Kabrin fiziki karakteri ve işaretleri 2011 ile 2014 yılları arasında değiştirilmiş, ortadan kaldırılmış ve arsasının bir kısmı gece karanlığında otopark haline getirilmiştir.  Kabir ihmale uğradığı gibi aynı zamanda çöplerin atıldığı mezbelelik haline getirilmiştir.  2014 yılında Tahir Ata Tahir isimli şahıs kabre tasallut etmiş, saldırmış ve tahrip ederek ardından sırra kadem basmıştır.

Otopark sahibi ise kabrin etrafını eski tuğla parçalarıyla kapatmıştır.

Şii Vakfı kabrin sahibinin kendilerinden olmadığını söyleyerek bakımı ve restorasyonu için mekana sahip çıkmamıştır.  Sünni Vakfı Divanı ise kendilerinin kabirden ziyade ilmi kişiliği ve geride bıraktığı ilmi asar ve miras ile ilgilendiklerini söylemiştir.  2011 yılında İmam-ı  A’zam Üniversitesi  öğretim üyelerinden Dr. Abdussettar Casim kendilerinin İbnü’l Cevzi’nin kabriyle değil kültürel ve ilmi kişiliğiyle, mirasıyla ilgilendiklerini ifade etmiştir.  Bununla birlikte artan kamuoyu baskısı karşısında Sünni Vakfı Divanı kabrin durumuyla ilgilenmek zorunda kalmıştır.  2011 yılı ve sonrasında mekan veya kabir ihmale uğramış 2014 yılından itibaren de saldırıya maruz kalmış ve kabri talan ederek arsasına el koymak istemişlerdir. Ardından da kabir ve alanı Bağdat Belediyesi ile Sünni Vakfı Divanı arasında çekişme alanı, konusu haline gelmiştir.

2019 yılında kabir bir hayırsever tarafından yenilenmiştir. Bağdat Belediyesi ise İbnü’l Cevzi’nin kabrinin Kerh bölgesinde Ceniz Bağdadi kabristanında bulunduğunu iddia etmiştir.  Bağdat Belediye yetkilileri, bölgeyi ruhsatsız otoparkçılardan veya değnekçilerden temizlemek, kurtarmak isterken birilerinin projelerini engellemeye kalkıştığını ileri sürüyor.  Onca tartışmanın ardından Bağdat Belediyesi 28 Nisan 2020 tarihinde yaptığı son açıklamada kabre dair özel mülkiyetin kendilerine ait olmadığını ve tasarruf haklarının da bulunmadığını ilan etmiş, konudan elini çekmiştir.

Sünni Vakfı Divanı ise 2020 bütçesinden ayıracakları tahsisatla kabri ve çevresini yeniden düzenledikten sonra burasını turizme açacaklarını bildirmiştir. Ancak geriye baktığımızda Sünni Vakfı Divanı siyasi rantlar çerçevesinde Sünnilere ait çok sayıda vakıf ve camileri peşkeş çekmişti.

İbnü’l Cevzi emsaline az rastlanır çok yönlü bir alimdir. Ebu’l Ferec Abdurrahman Bin Ebi’l Hasan Ali Bin Muhammed el Kureşi et Teymi el Bekri’dir.  Miladi olarak 1116 tarihinde Bagdat’ta tevellüt etmiştir. Fakih, muhaddis ve tarihçidir. Tefsir, hadis, tarih ve Arapça dili, tıp, fıkıh alanında 300 kadar eser vermiş velut bir yazardır. Telbisu İblis, tefsiru Zadu’l Mesir, Nevasihu’l Kur’an, Tarihu Beyti’l Makdis, El Muntazam fi Tarihi’l Mülük ve’l Ümem ve Bahru’l Dumu gibi eserleri vardır. Ahbaru’l Humka ve’l Mugaffelin adlı eseri ile birlikte Saydu’l Hatır gibi eserleri Türkçeye kazandırılmıştır.  Saydu’l Hatır adlı eseri Cemal Aydın tarafından ‘Bir Alimin Günlüğü’ başlığı altında çevrilmiş ve Sufi Kitap tarafından yayınlanmıştır.  Ahbaru’l Humka ve’l Mugaffelin adlı eseri de Ahmak ve Dalgınlar adıyla yayınlanmıştır. Bunların dışında da 30’ayakın kitabı Türkçeye çevrilmiştir. İbni Ebi’d Dünya ve Muhasebi gibi adı Türkçe’de sık görülen bir müelliftir.  Adeta ansiklopedist olarak tabir edilen, anılan her alanda eser veren eşine ender rastlanan tarihi simalardan birisidir.  Adeta hadis ve tarihçiliği açısından Celaleddin Suyuti ile karşılaştırılabilir.  Tek farkı vaizliğidir.

Konuşmalarıyla Bağdat’ı çalkalayan muhteşem bir vaiz ve edebiyatçıdır. Vefat haberi geldiğinde adeta Bağdat çalkalanmış, kaynamış ve yer yerinden oynamıştır. Gerçek manada bir kültürel hazinedir. Daha önce de kabrinin karakterini muhafaza etmek maksadıyla kabrinin yeri birkaç defa değiştirilmiştir. En sonuncularından birisi 1646 yılında Osmanlı Valisi tarafından gerçekleştirilmiştir.   İbnü’l Cevzi’nin kabrinin bu şekilde ihmal edilmesi ve talancıların eline düşmesi kültürel kıyım olduğu kadar aynı zamanda da medeni anlamda bir çöküştür.  Tarihi sembollerini ihmal edenler, muhafaza edemeyenler,  geleceklerini kaybederek bedel öderler.

Maalesef ilgisizlik sadece Irak’la sınırlı değil. Genç kuşaklar kültürel miraslarıyla yeterince ilgilenmiyorlar.  Cezayir’de de ünlü düşünür Malik Bin Nebi’nin kabri ve evi metruk bir halde bırakılmış hatta mezbelelik haline getirilmiştir.  Türkiye’de de ecdat mezarları bazılarının rant alanı haline getirilmektedir. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmet’in hocası olarak da anılan Muhammed bin Kutbüddin-i İznikî’nin Edirne’de bulunan kabridir. Mürşid-i Müteehhilin ve  Mızraklı İlmihal gibi kitapların yazarı olarak da bilinen bu zatın kabristanı Edirne Belediyesi tarafından nikah solonu ve otopark haline getirilmek istenmiştir.   Lakin bazı gazetelerin bu yöndeki uyarıcı haberleriyle birlikte bu plan akamete uğramıştır.

Ölülerine saygı göstermeyen milletler yaşamayı hak etmezler. 

 

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

174 total views, 2 views today