Başarısız Politikalar Neticesinde Yıkım Musul Şehrinde Hakimiyet Kurmaya Devam Etmektedir

Genel olarak Iraklılar, özel olarak Musul şehri halkı acı, elem ve hüzün dolu 10 Haziran gününü andılar. Binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına neden olan, evlerin ve binaların %80’ini enkaza çeviren hava ve kara saldırılarından kaçmak için halkın genelinin göç etmesine sebep olan savaş sonucunda Musul şehrinin vakasını değiştiren, mahallelerinin genelini ve alt yapısını etkileyen acı bir gündü. Hava ve kara saldırıları sonucunda yıkılan evlerin altında, 4 yıl önce şehrin özgürleştiği duyurulmasına rağmen yüzlerce cesedin bulunduğu biliniyor.

10 Haziran 2014 yılında sağ ve sol yakasıyla Musul şehrinin IŞİD’in eline geçmesi gerçek bir felaketti. Bu felaketin yansımalarını ve acılarını şehir halkı hala yaşamaktadır. Bunun nedeni ise, şehrin düşmesine neden olan hükümetteki yetkililerin ihtimam göstermemesi, ülkenin gerçeği yansıtmayan yalanlarla 2003 yılında Amerika tarafından işgal edilmesinden bugüne kadar ülkede yaygınlaşan yolsuzluğun gölgesinde şehri tekrardan imar etme programında başarısız olmasıdır.

Uluslararası koalisyon devletlerin desteğiyle hükümet kuvvetlerinin başlattığı ve 9 aydan fazla devam eden savaşın son bulmasından sonra Musul şehri halkı hala insani bir felaketle boğuşmaktadır. Musul şehrinde düzenlenen askeri operasyon kapsamında hava ve kara saldırıları sayesinde binlerce masum insan hayatını kaybettiği veya yaralandı, aynı şekilde evleri ve işyerleri yerle bir oldu. Aynı şekilde şehrin insanlarının geneli bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Bir milyona yakın insan hala en basit hayat dinamiklerine bire ihtiyaç duyan göçmen kamplarında yaşamaktadır. Irak’ın en büyük ikinci şehri kabul edilen Musul şehrinin tanık olduğu savaş, ikinci dünya savaşından itibaren en büyük savaş olarak nitelendirilmektedir.

Bu bağlamda hükümetteki bazı yetkililer, meclis üyeleri, aşiret liderleri, Musul şehrinin IŞİD’in elinden alınmasının üstünden 3 sene geçmesine rağmen Musul şehrinin restore edilmesini engellemeyi hedefleyen kulislerde dönen vekalet savaşlarının söz konusu olduğunu ortaya çıkartılar.

Yetkililer ve aşiret liderleri son yayınlanan açıklamalarda İran nüfuzunun Musul şehrinin tekrardan imar edilmesi, güvenlik, ekonomik ve sosyal hayat istikrarının geri dönmesi çalışmalarını tehdit eden gerçek tehlikenin devam ettiğini vurguladı. İran’ın şehri elinde tutmak ve ABD yönetimi başta olmak üzere uluslararası uyarıların karşısında yerel kararları hegemonya altında tutmak için yerel müttefiklerine para ve siyasi destekle arka çıktığı açıklandı.

Haber ajansları şunları aktardı: “Kulis ardında gerçekleri İran tarafından denetlenen gizli savaş, bombardımanın yerle bir ettiği Musul şehri sokaklarına kadar uzanan, Ninova yerel hükümet salonlarından Başkent Bağdat otellerindeki sosyal salonlara kadar dönmektedir. Bu çatışma, siyasette aktif olan partiler ve İran tarafından desteklenen silahlı grup liderleri ile ABD’nin parlattığı kişiler arasında bir nüfuz savaşıdır.”

Haber ajansları şöyle devam etmektedir: “Doğal kaynaklarıyla zengin Musul şehri, Tahran’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir köprü görevi görmektedir. IŞİD şehirden çıkartıldığından itibaren milislerin hakimiyetindedir. Ancak İran nüfuzu, Adil Abdulmehdi hükümetine karşı protestolar, ABD yaptırımları, Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında geçtiğimiz Aralık ayının başlarında ABD tarafından düzenlenene hava saldırısında İran Devrim Muhafızlarına bağlı Feylaku’l Kuds Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi gibi bazı sorunlarla karşılaşmaktadır.”

Bu bağlamda Ninova muhafazası siyasi çatışmasına katılan 20’e yakın yetkili İran’ın ve müttefiklerinin, yerel yönetimde nüfuzunu yaymak için ağları nasıl kurduğunu, batıyı destekleyenlerin onlara nasıl karşı çıkmaya çalıştıklarını, bu itme çekmenin Musul şehrinin kalkınmasına nasıl engel olduğunu soruyor. İşlerin içeriğine hakim olanlar İran ile müttefik olan tarafın işin sonunda zafer elde edeceğine inanıyor.

Haber ajansları Ninova Muhafazası Meclisi Üyesi Ali Hudayr’in şu sözlerini aktarıyor: “İran, Irak’ı etkilemeyen ABD siyasetini bozmak hedefiyle müttefiklerini para ve siyasi destekle destekliyor ve ayrım yapmıyor.” Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Morgan Ortagus ise şunları vurguluyor: “İran rejimi, Irak’taki siyasi ve askeri hayatın tamamında hakimiyet kurmak için her türlü çabayı sergiliyor. Buna karşılık olarak ABD, Irak’a gücü oranında ekonomik desteğe ve güvenlik ve istikrarın düzelmesine yardım etmeye devam ediyor.

Haber ajansları şunlara işaret ediyor: “Olaylar birkaç ay içerisinde ters yöne gitti. ABD, İran’a yakın silahlı grupların liderlerine, 2008 yılında şaşırtıcı bir şekilde İran tarafından desteklenen meclisteki grup ve partilerin bloğuna katılan Ahmet Ceburi (Ebu Mazin), Hamis El-Hancer gibi isimlerin de olduğu Es-Sunne yetkililerinden İran’ın müttefiklerine yaptırım uyguladı. Ninova Muhafazası Meclisinden 39 kişiden 23 kişi, İran tarafından ve Bağdat’taki müttefikleri tarafından desteklenen vali Mansur Merid’in azledilmesine oy kullandı.”

Irak Başbakanı Mustafa El-Kazimi, Ninova muhafazası ziyaretinden sonra düzenlediği basın toplantısında kötü idare, hatalı politika, yolsuzluğun devam etmesi, mezhepçilik nedeniyle Musul şehrinin sorunlarını engellemede önceki hükümetinin başarısızlığını vurguladı. Mustafa El-Kazimi aynı şekilde siyasete katılan parti ve bloklara bağlı silahlı milislerin, sınır kapılarına hakimiyetini, devam eden yolsuzluk ve kamu malının heder edilmesi kapsamında kaynakları yağmalamasını doğruladı.

Düzenlenen askeri operasyon sonucunda yıkılan evlerin ve binaların altında ölüm kokularının esmeye devam ettiği Musul şehrinin halkının acıları, 6 yıldan beri devam eden vahşi suçların ve açık insan hakları ihlallerinin şahidi olarak kalmaya devam edecektir. Aynı şekiller halkın göç edip her türlü hükümet ihmalinin bulunduğu göçmen kamplarına sığınmasından sonra savaşın hayalet şehre döndürdüğü Musul şehrinin yıkımının mimarları hükümet yetkililerinin alnında bir utanç olarak kalmaya devam edecektir.

 

 

HEYET Net

109 total views, 2 views today