Hükümet Reformlarının Ciddiyetsizliğinden Dolayı Sahte Projeler Üzerinden Milyarlarca Dolarlar Heder Edilmektedir

 

2003 yılında Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesinden bu yana Irak, başta bu yaralı ülke için bir tehdide dönüşen ekonomi olmak üzere birçok kriz ve problemin boyunduruğu altında zayıflamaya devam etmektedir. Şöyle ki daha önce benzeri görülmemiş fakirlik oranı, %50’lere dayanarak rekor seviyelere ulaştı. Öte yandan caydırıcı yasaların olmaması ve hükümetin ekonomik yeniliklerinin ciddiyetsizliği gölgesinde işsizlik oranı, korkutucu seviyelere çıktı.

Petrol kaynaklarına dayanan, 2004 yılından günümüze dek trilyon doların üzerine ulaşan Irak milli gelire ve ayrıca hükümetin bağış, borç ve çeşitli yardımlar ekseninde elde ettiği 200 milyar dolara rağmen bu ülke başta sağlık, eğitim ve kamu hizmetleri olmak üzere tüm sektördeki bozulmanın problemini yaşamaktadır. Ek olarak işgal öncesi 29 milyon olan nüfusun şuanda 40 milyona ulaşmasına rağmen alt yapıda ne bir yenilik ne de bir ekleme yapılmıştır.

Resmi rakamların sağlanamaması ekseninde, ülkenin işgal edilmesinden ve ardından gelen hükümetlerden bugüne dek Irak’ta mali yolsuzluk ve kamu malının heder edilmesinin yüzlerce milyar dolara ulaştığı tahmine dilmektedir. Bunun başlıca nedeni, kararlarında siyasi parti ve blokların hakimiyetinin görülüğü hükümetin başarısızlıklarıdır. Bu siyasi parti ve bloklar, ülkenin servetini yağmalama, şuanda %95’i petrole dayanan genel bütçeye katkı sağlayacak gelişimsel, endüstriyel ve tarımsal projeleri iptal etme bağlamında özel çıkarları gerçekleştirmeyi hedefleyen dış ajandaları uygulamaktadır. Ki petrol şu anda büyük bir düşüş yaşamakta, hükümetin kontrol etmede başarısız kaldığı korona virüsün yayılması karşısında ülke ekonomisi zayıflamakta ve kırılmaktadır.

Bu bağlamda haber ajansları, uzman ekonomist Macid Es-Suveri’nin şu sözlerini aktarmaktadır: “Adil Abdulmehdi hükümeti, petrol fiyatları büyük düşüş yaşamasına rağmen harcamalarını artırdı. Şöyle ki henüz onaylanmamış 2020 bütçesinde işletme harcamaları hacmi 56 milyar dolara tekabül eden 67 trilyon dinara ulaştı. Bundan faydalananlar, siyasiler ve Irak’ta yerel üretim ve ekonomik kalkınmayı engelleyen bölge devletleridir. Özel sektöre ithal edilen malların stopaj vergisinin gerçek rakamları 9 milyar 600 milyon dolardır. Bunun geneli siyasi partilere, silahlı milislere gitmektedir. Bütçeye giren para ise 850 milyon doları geçmemektedir.”

Macid Es-Suveri sözlerini şöyle sürdürmektedir: “190 milyar dolara tekabül eden 228 trilyon dinara ulaşan 2014 yılı bütçesi, 6 bin sahte projeye veya atıl bırakılmış ya da hala tamamlanmamış projeye harcandı. Bu ise mali hederin 2003 yılından beri 300 milyar dolara tekabül eden 300 trilyon dinara ulaştığını göstermektedir. Sözde yolsuzlukla mücadele dosyaları şaibeli ve karışıktır. Çünkü hükümetin büyük görevlileri boğazına kadar yolsuzluğun içine batmışlardır. Aynı şekilde hükümetler bu dosyaların açılmasında ciddi bir adım atmamışlardır.”

Diğer yandan endüstri alanında uzman bir isim olan Basim Antvan şunlara dikkat çekmektedir: “Özel sektörde sanayi projelerin %85’i, ki sayısı 50 bine ulaşmaktadır, hala hayata geçirilmemiştir. Sanayii Bakanlığında 250 fabrika, hükümetin yerli üretime desteği olmaması nedeniyle üretimi durdurmuştur. Irak’ın İran eşyalarının pazarına dönüşmesini hedefleyen endüstri alanında bir entrika söz konusudur. Bunun arkasında da İran’a yakın siyasi partiler, milisler durmaktadır. Öte yandan kara para aklama, gümrük ve benzeri şeylerle ilişkili şeylerde gözlemci kurumlar pasif kalmaktadır.”

Basim Antvan daha sonra hükümetin stratejisi kapsamında sağlam programlarla bir dizi ekonomik reformların başlamasının, bu dosyaları yürütecek kabiliyetli şahsiyetlerin tercih edilmesinin, yolsuzluk ve rüşvet çalışmalarına öncülük eden görevli birimlerin ekonomik reform meselesinden uzak tutulmasının zaruretine işaret etti.

Meclis Üyesi Hüseyin Arab ise şunları vurgulamaktadır: “Irak’ta sahte ve hayata geçirilemeyen projelerin sayısı, 6 binin üzerindedir. Bunlar arasında hastaneler, oyun sahaları, enerji santralleri, konut kompleksleri, kanalizasyon şebekeleri, bunların dışında İran şirketinin inşa etmek için para aldığı ve hiçbir şey yapmadan ülkeyi terk ettiği prefabrik çelik okullar bulunmaktadır. Elektrik sektörü, paranın en çok heder edildiği sektördür. 2003 yılından itibaren bu sektöre, İran’dan hala ithal edilen elektrik ihtiyacının önüne geçilmesini sağlayacak kadar büyük paralar harcandı.”

Mecliste Mali Komite Üyesi Cemal Kocer ise yaptığı açıklamasında şunları söyledi: “2003 yılından itibaren bakanlıklar, siyasi partilerin ganimetine, aktif şahsiyetlerin kazanımlarına dönüştü. Makam ve mevki savaşı, yolsuzluk ve kota nedeniyle yüzlerce milyar dolar heder edildi. Bunun yanı sıra denetleyici kurumlar, siyasi baskılar, ortak çıkarlar nedeniyle tek bir yolsuz yetkiliyi bile yargıya sevk edemedi.”

Irak Başbakanı Mustafa El-Kazimi’nin büyük ekonomik reformlara başlayacağı vaatlerine rağmen başta İran olmak üzere dış kesimlerle bağlantılı olan siyasi parti ve blokların liderlerinde irade sağlanamamasından dolayı bu vaatlerin hiçbiri hayata geçirilemeyecek. Öte yandan hükümetin kararlarında silahlı milislerin hegemonyası da söz konusudur. Yaklaşık 17 yıldır hükümetin bakanlıklarında, kurumlarında ve dairelerinde yayılan yolsuzluklar fakirliğin artmasını, işsizliğin çoğalmasını, iş imkanlarının sağlanamamasını beraberinde getirmiştir.

 

 

HEYET Net

73 total views, 1 views today