Irak Hapishanelerinde Tutukluların, Kaçırılanların Trajedisi Devam Ediyor

Irak hükümeti hapishanelerindeki tutukluların, kaçırılanların, cebri kaybolanların meselesi, Irak ve Arap kamuoyunu, uluslararası kamuoyunu, insan hakları savunusuyla ilgilenen yerel ve uluslararası teşkilatları, kurumları ve örgütleri meşgul etmeye devam ediyor. Öte yandan hükümetin, şuana evlatlarının akıbeti hakkında en ufak bir bilgiye dahi ulaşamayan binlerce ailenin günlük acılarına sebep olan bu dosyanın kapatılması talepleri sürmektedir.

Ira gözlemcileri ve analistleri, siyasi çalışmalarda aktif rol alan herkesin, insan hakları, uluslararası hukuk ve uluslararası örfleri ihlal eden ve ayaklar altına alan bu korkunç suçlar karşısında ya bizzat içinde olarak ya da sessiz kalarak kaçırılanların ve cebri kaybolanların dosyasına katkı sağladıklarında ittifak etmektedirler. Resmi hükümet hapishanelerinde veya İran tarafından desteklenen mezhepçi milislerin yönetimindeki gizli hapishanelerde yüzbinlerce cebri kayıp ve tutuklunun söz konusu olduğunu vurgulamaktadırlar.

Haber ajansları Uluslararası Cebri Kayıp Komitesi’nden şunları aktarmaktadır: “Irak, tasfiye vakalarının yaşandığı ülkeler arasında ilk sırada yer almaya devam etmektedir. 2003 yılından 2019 yılına dek kurbanların yakınlarının söylediklerine göre neredeyse söz konusu vakalar bir milyona ulaşmıştır.” Yine Irak Savaş Suçları Belgeleme Merkezi şunları vurgulamaktadır: “Sadece Salahuddin muhafazasında 10.000’den fazla cebri kayıp vakası yaşanmıştır. Bunlardan 5.000’i, Tikrit şehrinin güneyinde yer alan Beled kazasına bağlı mıntıkalardan, 2017’den beri tutuklu olanlarda vaki olmuştur. Aynı şekilde Ninova muhafazasından akıbeti hala bilinmeyen 13 binden fazla kişinin tutuklanmasına şahit olunmuştur.”

Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Monitörü, Irak hükümeti hapishanelerinde binlerce Iraklı mahkumun yaşadığı kötü duruma dikkat çektikten sonra hükümetin bu mahkumları serbest bırakmayı veya dosyalarına göz atmayı uzattığı takdirde insani bir felaketin yaşanacağı noktasında uyarıda bulundu. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Monitörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümet yetkilileri, hapishanelerde mahkumların sayısıyla ve tıbbi ihmalin ve çeşitli hastalıkların yayılması gölgesinde mahkumların sağlık koşullarıyla ilişkili resmi açıklamaları gizleme politikası gütmeye devam etmektedir.”

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Monitörü son yayınladığı raporunda şunlara dikkat çekti: “Hükümetin bilinen 13’ten fazla hapishanesi bulunmaktadır. Bunun ötesinde partilere bağlı mezhepçi milislerin ve Haşdi Şaabi gruplarının onlarca gizli hapishanesi bulunmaktadır. Bine yakın mahkum, Ninova muhafazasında yer alan Tahir Ava mıntıkasında 30. Alaya bağlı gizli hapishanede tutulmaya devam etmektedir. Hiçbir gerçekliği olmayan suçlamalarla ve tamamıyla mezhep temelli faktörlerle tutuklanan mahkumların yakınlarından, söz konusu alay komutanları serbest bırakılması karşılığında çok büyük paralar talep etmektedir.”

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Monitörü söz konusu raporunda sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Hükümetin tüm hapishaneleri, en basit hayat dinamiklerine bile ihtiyaç duymaktadır. Bu durum, astım, tüberküloz, nefes darlığı, hepatit b ve diğer tehlikeli hastalıkların yayılması için hapishaneleri verimli bir çevreye dönüştürmektedir. Aynı şekilde mahkumlar arasında da yayılmaya başlayan korona virüsten korunmak için dezenfektan ve maske gibi koruyucuları dağıtmayı hapishane yönetimleri reddetmektedir. Ninova muhafazasında yer alan Kukecli Hapishanesinde gizli bir hapishane bulunmaktadır. Bu hapishane ev bodrumundan farksızdır ve kaçırılan Musul halkından yüzlerce mahkum buraya sıkıştırılmış ve yakınlarıyla serbest bırakılmaları için pazarlık yapılmaktadır.”

Kuds El-Arabi gazetesi, Irak İnsan Hakları Komiserliği Üyesi Ali El-Beyati’den şunları aktarmaktadır: “Kaçırılanların, tasfiye edilenlerin dosyasına çok önem veren Irak İnsan Hakları Komiserliği’nin yanında kurbanların akrabaları tarafından yapılan ve sayısı 8 bini bulan şikayet açıklamaları bulunmaktadır. Irak’ın şahısları cebri kayıptan korumak için anlaşmaya imza atmasına rağmen hükümetin bu dosyayı bitirmek için bir ciddiyetini görmemekteyiz. Söz konusu anlaşma devletin vatandaşlarını cebri kayıptan korumasını, kaçırılanların ailelerine insaflı olmasını öngörmektedir. Hükümet, kaçırılanların, mahkumların, yargı tarafından arananların dosyasını izleyecek bir komite kurması, Irak İnsan Hakları Komiserliği yanında bulunanlarla karşılaştırılması yapılması için Irak İnsan Hakları Komiserliği’nin tasarrufunda bir veri tabanı oluşturması gerekmektedir.”

Diğer yandan Iraklı ve Arap aktivistler, birkaç gün önce Twitter’da “Neredeler” başlığıyla bir kampanya başlattılar ve Irak Başbakanı Mustafa El-Kazimi’den 2014-2017 yılları arasında askeri operasyona tanık olan Enbar, Salahuddin, Ninova, Diyala muhafazalarında on binlerce insanı kaçıran, İran rejimine bağlı silahlı milisler tarafından yönetilen gizli hapishanelerde kaçırılan ve cebri kayıpların ortaya çıkarmasını istediler. Aynı şekilde aktivistler, kayıpların akıbetlerinin ne olduğuna ulaşmak için bağımsız bir komite kurulması ve gerçek bir trajedi yaşayan kayıplarının yakınlarına insaf edilmesi için hükümete seslendiler.

Söz konusu aktivistler, Irak’ın istikrarını yitirmesinden, insani, sağlık, güvenlik ve ekonomik krizlere sokularak zayıflatma çabalarından, cinayetlere, insan hakları ihlallerine devam eden silahlı milislerin desteklenmesinden İran rejimini sorumlu tuttu.

Bu bağlamda Irak Müslüman Alimler Heyeti Perşembe günü yayınladığı açıklamasında başta kadınlara bile ulaşan tutuklama operasyonları olmak üzere masum Iraklıların maruz kaldıkları suç ve insan hakları ihlallerinin devam etmesinden hükümeti sorumlu tuttu. Irak Müslüman Alimler Heyeti yayınladığı açıklamasında şunları vurguladı: “Iraklı kadınlar hakkında işlenen bu insan hakları ihlalleri ve gün geçtikçe bunların artması, hükümetin siyasi kuvvetlere ve milislere yaltaklanması ve mezhep temelli hükümetin gölgesinde Iraklıların kanını mübah gören cezadan kaçmaya güvence sağlayan politikaya itimadı olmasaydı bu suçların işlenmeyeceğini göstermektedir. Mevcut hükümet, hiçbir önlem almaksızın gözleri önünde vaki olan bu suçlardan sorumludur. Çünkü kendisinden istenilen hedefleri gerçekleştirdiği ve bu koşullar için İran’ın yedekte tuttuğu bir hükümet olduğu görülüyor.”

Hükümet hapishanelerinde 60 binden fazla mahkum ve tutuklu olduğu biliniyor. Bu kişiler her gün çeşitli işkencelere maruz kalmaktadır. Hükümet ise bu durum karşısında sessizliğini korumakta ve kasıtlı bir şekilde ihmal etmektedir. Aynı şekilde insanı koruduğunu, onun yasal haklarını savunduğunu iddia eden bazı uluslararası ve yerel kurum ve örgütler de tüm bunları görmemezlikten gelmektedir.

 

 

HEYET Net

163 total views, 2 views today