Hükümet Kurumlarında Yolsuzlukların Artması Nedeniyle Iraklıların Acıları Artıyor

Irak’taki işgalci hükümetlerdeki yetkililerin 2005 yılından itibaren bakanlıklarda, askeri ve güvenlik kurumlarında yolsuzluğun yayıldığını itiraf etmelerine rağmen ne var ki bu yetkililer Irak’ın önceki Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin önceki Ekim ayının ortalarından Başbakanlık ofisine gönderilmiş birçok rapora kayıtsız kaldığını vurgulamaktadır. Bu raporlar, İçişleri Bakanlığındaki ve İstihbarat Birimlerindeki soruşturmacıların servetlerinin dikkat çeker bir şekilde büyüdüğü en ince ayrıntılarıyla teşhis ettiği gibi terör, uyuşturucu, sistematik suç olarak sınıflandırılan fiillerle suçlanan kimseleri soruşturmakla sorumlu subayların ve ordu istihbaratının sahip olduğu evleri ve ticari faaliyetlerini içeriyordu.

Haber ajansları bir hükümet yetkilisinin şu sözlerini aktarmaktadır: “Önceki Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, istifa etmeden 2 ay önce bazı raporlar kendisine ulaştı. Bunlardan biri Sadr Akımı’nın meclisteki vekilinden sunulmuştu. Bu raporlar, İçişleri ve Savunma bakanlıklarındaki ve istihbarat birimlerindeki sayısı hiç de az olmayan soruşturma subaylarının maaşlarına ve görevi devralmadan önce sosyal durumlarına uygun olmayacak şekilde servetlere sahip olduklarını teşhis ediyordu. Bu durum, komşu ülkelerin sınır kapılarındaki müfettişlerin ve gümrük subaylarının durumuna benzemektedir.

İsmini paylaşmak istemeyen yetkili Irak’ta yaygınlaşan yolsuzluğun para karşılığında katillerin ve suçluların serbest bırakılması gibi ülkenin güvenliğine de sirayet etmesinden korktuğunu açıkladı. Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’nin bu sorunun çözümünden hiçbir adım atmadığını belirttikten sonra başta güney muhafazaları olmak üzere suç şebekeleri, uyuşturucu kaçakçılığı karşısında torpille atanmış ve hiçbir yeteneğe sahip olmayan subayların varlığı sonucunda açık bir ihmalin olduğunu vurguladı.

Meclisteki Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı Hakim Ez-Zamili, hükümetin subaylarının ve güvenlik birimleri başkanlarının aralarında uyuşturucu kaçakçılığı, rüşvet, milyar dinarlara ulaşan vergilerin de olduğu yolsuzluk çalışmalarından dolayı Irak’ın en zengin insanlarına dönüştüğünü açıkladı. Aynı zamanda bu kişilerin çok büyük paralar karşılığında suçluları serbest bıraktıklarına dikkat çeken Hakim Ez-Zamili, güvenlik ve askeri birimlerinde yolsuzlukla mücadele için cesaret ve kararlılığa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Çünkü yolsuzluğa bulaşan subayların geneli siyasette aktif rol alan partilere bağlı kimselerdir.

Hakim Ez-Zamili sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdiki hükümet başkanı Mustafa El-Kazimi’nin başlıca görevi, doğrudan izlemeye alarak güvenlik birimlerindeki yetkilileri tekrardan gözden geçirmesi ve düzenlemesidir. Irak’ta reform çalışmaları, güvenlik biriminin reformundan başlar. Aynı şekilde yolsuzluğun başındakileri de indirmesi El-Kazimi’nin üzerine düşen başlıca görevlerdendir. Ülkedeki güvenlik dosyası dikenlidir ve büyümüştür. Birçok yolsuzluk davasını ve mevkilerin sarkmasını içermektedir. Aynı şekilde parayla oynama, teçhiz, silahlandırma, istihbarat ve soruşturma akitlerinde büyük bir hırsızlığı barındırmaktadır.”

Öte yandan meclis üyesi Abdulemir Taiban şunları vurgulamaktadır: “Mali yolsuzluk, güvenlik birimlerinin ve hükümet kurumlarının genelinde mevcuttur. Bu yolsuzların adalet karşısına çıkartılmamaya devam etmesi hükümetin kontrol edemeyeceği sosyal ve güvenlik sorunlarına neden olacaktır. Güvenlik ve askeri heybet gittiği zaman devletin de heybeti gidecektir.”

Partiler arasında 3 yıl süren çekişmenin ardından meclis “bu sana nereden geldi?” adıyla bilinen gayri meşru kazanım kanununu çıkardı. Bu kanunun bazı fıkraları, Şeffaflık Heyeti’nin, şüpheli malların asıllarını araştırmada sorumlu mahkemelerin yetkisini, 2003 yılından itibaren geriye dönük kanunun tatbik maddelerini ele alıyordu.

Bu kanuna göre maddeleri, diğer kanunlar gibi tüm vatandaşlara uygulanması öngörülüyordu. Ancak ne var ki vaka, bu kanunun çıkartılmasının, Başkent Bağdat ve diğer muhafazalarda geçtiğimiz Ekim ayının başında başlayan halk gösterilerinin intikamını hafifletmek için hakim siyasi tabakaya özel çıkartıldığına işaret ediyor.

Haber ajansları şu açıklamada bulunuyor: “Yarı resmi Irak örgütleri, 2003 yılından itibaren bin milyar dolara ulaşan yolsuzluğun boyutuna işaret etti. Aynı şekilde dört binden fazla projenin durdurulması ve bu projelere tahsis edilen paraların çalınması neticesinde yapılan bu yolsuzluğu 300 milyar olarak takdir ettiler. Amerika’nın İran’a dayattığı yaptırımlara karşı destek olmak ve onu, Irak’ın ekonomi sektörünün aleyhinde bu zor durumdan kurtarma hedefiyle Irak’ta İran’a para kaçırıldı. Aynı şekilde sınır kapılarında dönen yolsuzluklardan dolayı Irak yıllık 6 milyar dolar kaybetmektedir.”

Birleşmiş Milletler Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert yolsuzluğun artmasından kaynaklanan ekonomik krizlerden ve yatırımcıların ve bağışçı kesimlerin uzaklaşmasından hükümeti sorumlu tutmuştu.

Geçen şeylere binaen bazı siyasilerin bu ülkede proje paralarını ve işletme bütçelerini çalan yolsuz yetkililerle anlaşma yapılmasına çağrı yapması hakkında Iraklılar bölünmüştür. Onlara karşı uluslararası soruşturmaların, davaların tamamının düşmesi mukabilinde çalınan malların %90’ının geri gelmesini temsil etmektedir. Ancak bu öneri, yolsuzların can simidi olan eleştirilerden bir selle ve Irak’ta yolsuzlukla mücadele eden kurumlarının gayretlerini kaybetmesiyle karşılaşmaktadır. Bunun karşısında Irak halkı meşru taleplerine yapışmakta, sathi kararlarla bu taleplerinin azaltılmasını veya perdelenmesine karşı durmaktadır.

 

 

HEYET Net

103 total views, 3 views today