Irak’ta Mezarsız Ölüler…

Abdullatif Es-Sadun

“Onların bizi öldüreceğini sanıyor musunuz? Evet. Ancak onlar ilk önce bizde korku oluşturmayı ve irademizi ezmeyi istiyorlar. Ardından bizi katletmeyi ve cesetlerimizi çöplüklere atmayı arzuluyorlar. Öyle ki bizden tek bir eser bile kalmasın. Belki de benim çocuğum işkence görecek veya öldürülmekle tehdit edildiği esnada kurşuna dizilecek. Sonra da yeryüzü haşeratları yesin diye cesedi bir yol kenarına terk edilecek. Sadece çocuğum yaşadığı veya öldüğü zaman ne olacağını öğrenmek istiyorum. İsimleri bilinmeden birçok kişi öldürüldü, hafızaların ezberlemediği birçok kişi kayboldu.”

Bu çığlıklar, 1982 Hollywood sinemasının çıkarttığı Kayıp adlı filmin senaryosunda geçmektedir. Bu film, bundan 50 yıl önce Marksist Başkan Salvador Allende’nin devrilmesinin ardından Şili’de hakim olan şiddet olaylarının arttığı bir zamanda Charles Horman adlı gazetecinin kaybolması hikayesini anlatmaktadır.

Bu çığlıklar, Irak’ın her köşesinde milislerin kurduğu kaçırma ve kaybetme mağaralarında her saat tekrarlanıyor. Bazen devletten uzak bazen de devletin gözleri önünde hem de hiçbir itirazla karşılaşmadan. Bu çığlıklar, geçen yıllar boyunca evlatlarını kaybeden, haklarında hiçbir şey bilmeyen binlerce aile arasında dönen umutsuz diyalogların bir parçası haline geldi. Bu aileler adalet sağlayacak bir hükmü bekleme lüksüne sahip değiller, acil bir cevap istiyorlar. Onlar sadece çocuklarına ne olduğunu öğrenmek istiyorlar; öldüler mi yoksa hala hayattalar mı? Şayet onlar öldülerse onların bir kabri var mı yoksa güvenlik güçlerinin çok iyi bildiği ve adalet karşısına çıkarmaya cesaret etmediği bu kişiler onlardan geriye kalan her şeyi gizlediler mi?

Bu çığlıklardan bazıları Irak Başbakanı Mustafa El-Kazimi’nin kulaklarına kadar gitti. Belki de Birleşmiş Milletler Irak Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert 30 Ağustos Dünya Cebri Kayıplar Gününü ona hatırlattı. Bu yüzden, bilinen katilleri ortaya çıkartma ve onları adalete teslim etme noktasında gerçek bir fiile dönüştüğü zaman daha sonra cesaret olarak nitelendirilecek bir adımla kaçırılanların dosyasının incelenmesini emretti.  Ancak daha önce de tehlikesi bu konudan hiç de az olmayacak problemlerde olduğu gibi bu adımdan sapılırsa bu hiç de şaşılacak bir durum olmayacaktır. Özellikle herhangi bir an düşme ihtimali olan bir ip üzerinde yürüyorken.

Bu dosyanın ilk sayfası, ABD’nin İran’ı işgal etmesinin başlarında, İran’ın ülkenin derinliklerine sızmasıyla, sokaklarda ve caddelerde kendilerini Mehdi Ordusu diye tanıtan, çeşitli kaçırma operasyonları ve cinayetler düzenleyen milislerin yayılmasıyla açıldı. Milislerin bu tutumları karşısında gerginleşen süreç birçok milis grubunun doğmasına sebep oldu. Aynı şekilde Irak sahasında güvenlik gücünün uzun bir ele dönüşen İran’ın vekilleri için ortaya çıkan nüfuzun gölgesinde yeni parazitler ortaya çıktı. Bu milisler, alimler, doktorlar, akademisyenler, askeri komutanlar ve sivil aktivistler gibi saygın kişileri kaçırmak ve onlara suikast düzenlemek için kendileri için hazırlanan planları bir bir uyguladılar. Nuri Maliki döneminde başta 4. madde olmak üzere terör kanununun onaylanması, binlerce masum insanı hedef alan muhbirlerin ortaya çıkması da buna yardım etti. Araştırma merkezlerinden birinin istatistiklerine göre söz konusu vakitten günümüze dek kaybolanların sayısı on binleri bulmaktadır. Bu şaşırtıcı bir sayıdır ve tek başına milislerin işlediği suçların boyutunu ortaya koymakta ve insanlık suçu şeklinde sınıflandırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu tasnif Cenevre Uluslararası Adalet Divanı’nın itimat edilmesine çağırdığı bir tasniftir. Söz konusu divan, milislerin kaçırma operasyonlarını artırmasını çok kötü bir problem olarak kabul etmekte ve amacının muhalifleri indirmek ve aktivistleri barışçıl gösterilerde haklarını talep etmekten men etmek olduğunu belirtmektedir.

Kısaca bu probleme karşı durmak, kaybolan binlercesinin akıbetini ortaya çıkartmak milislerin silahını almadan, onları parçalamadan, finans kaynaklarını kurutmadan tamamlanmayacaktır. İstihbarattan gelen El-Kazimi, nefesini tutup bırakıncaya kadar onu devirmeyi istediklerini herkesten önce bilmektedir.

 

Bu makale HEYET Net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

164 total views, 2 views today