İran Irak’ın Ekonomisini Tahrip Ediyor ve Halkın Servetini Yağmalıyor

Genel olarak Arap coğrafyasında, özel olarak Irak’ta İran’ın yayılmacı arzuları kimseye kapalı bir mesele değildir. Özellikle başta Irak ekonomisinin yerle yeksan edilmesi, parası istila edilmesi, zenginliklerinin yağmalanması ve siyasi kararı üzerinde hegemonya kurulması başta olmak üzere Tahran’ın intikam dolu hedeflerinin sınırları belli olduktan sonra bu herkese aşikar bir konuya dönüştü.

Bu bağlamda Parlamento kaynakları, kendi yıkılan ekonomisine destek oluşturmak için sahte projeler, döviz kaçakçılığı ekseninde Irak ekonomisinin tahrip edilmesinde İran’ın büyük bir role sahip olduğunu son zamanlarda itiraf etmeye başladı. Şöyle ki Tecemmü Partisi Başkanı Sad El-Cenabi, İran’a yakın duran siyasilere ve iş adamlarına bağlı sahte şirket şebekeleri ekseninde tümmümkün yolları kullanarak ülkenin ekonomisine ulaşmak ve ekonomiyi tahrip etmek için kollarını sıvadığını vurguladı.

Tecemmü Partisi Başkanı Sad El-Cenabi sözlerini şöyle sürdürdü: “İran, Irak’taki siyasi koridorlara sızdı ve Irak’ta verilecek kararlarda hakimiyet sağladı. Aynı şekilde hukuksuz hareket eden kesimler tarafından korunan kaçakçılar aracılığıyla Irak petrol ithalatının büyük bir bölümü kontrolü altındadır. Bu şekilde ABD yaptırımlarıyla yıkılan İran ekonomisini tekrardan canlandırma ve Irak’taki İran’a yakın milisleri finanse etme amacı güdülmektedir.”

Öte yandan İranlı dini lider Ali Hamaney’in askeri danışmanı Yahya Rahim Safevi, İran’ın bölgedeki devletlere müdahalesinin bedava olmadığını, aksine başta Irak ve Suriye’de olmak üzere bunun para karşılığında gerçekleştiğini ortaya çıkardı. Ülkesinin Bağdat hükümetine verdiği destek karşılığında milyonlarca dolar elde ettiğini vurguladı.

Bu çerçevede ismini vermek istemeyen hükümet kaynakları, İran ekonomisine destek amacıyla Irak Merkez Bankası’nda döviz satış işlemlerini elinde tutan iş adamları, sahte şirketler ve Iraklı bankalar şebekesi ekseninde Irak ekonomisinin, finans ve bankacılık kurumlarının parçalanmasında büyük bir yolsuzluğun söz konusu olduğunu vurgulamaktadır. Öte yandan Federal Mahkeme, mali bütçeye özel 8 fıkrayı ilga etmiştir. Bunlar arasında Merkez Bankası’nın satış tavanını belirleyen 50. madde de yer almaktadır. Parlamentodaki Mali Komisyon Üyesi Macide Et-Temimi, mahkemenin bu kararının, hükümetin söz ebeliği yaptığı yolsuzlukla mücadele çalışmalarına muhalif olduğunu vurgulamaktadır.

Irak Merkez Bankası, petrol gelirlerini elde ettikten sonra 150-200 milyon dolarlık bir oranda milyonlarca dolar özel bankalara sattı. Bu ise, 75 milyon dolar olarak belirlenen eski kanunun belirlenmiş oranlarının 3 katına denk düşmektedir. Bu şekilde yapılarak, özel bankalar mal ithalatı talepleri mucibince Iraklı şirketlerine satacaktı. Bu bağlamdaki asıl ayrım noktası, ithalat taleplerinin büyük bir bölümünün sahte ve gerçeği yansıtmamasıdır. Şöyle ki bu dolarlar, İran’la bağlantılı bankacılık şirketlerine bu paraları tahvil eden bankalara döviz müzayede yoluyla satılmaktadır.

Irak’taki ekonomiyi yoğun bir şekilde takip eden haber ajansları şunları açıklamaktadır: “Irak Merkez Bankası ekseninde zor dövizleri elde eden ve İran’a yakın kesimlere teslim eden özel bankaların en önce çıkanları El-Huda, Abra Irak, Nur Irak İslami, Eş-Şarku’l Evsat İslami, El-Alemu’l İslami, İttihadu’l Iraki, El-İktisat Lil İstismar, Erbil, El-Muttehid Lil İstismar, El-Atau El-İslami, El-Ensari El-İslami gibi bankalardır. İran’a yakınlığıyla bilinen partilerin yetkililerine yakın isimler, bu bankaların sahipleridir ve Bağdat’tan İran’a döviz kaçakçılığını kolaylaştırmaktadırlar.”

Geçen şeylere binaen, şeffaf ve ikna edici bir cevaba ihtiyaç duyan bir soru karşımızda durmaktadır: Irak Merkez Bankası, şuana kadar neden ABD idaresinin gözlemi altına girmedi? Çünkü Iraklı bankaların %80’i Amerikalı bankalarla bir iletişimi yok. Açık açık İran’a ekonomik yaptırımlar uygulayan Washington, gizli bir şekilde Irak petrolüyle İran’ın yıkılmış ekonomisini kurtarmaya mı çalışıyor?

 

 

HEYET Net

151 total views, 1 views today