

| Müsenna ed-Dari: Silahlı Direniş Iraklıların Şerefidir |
|
|
| Cumartesi, 15 Eylül 2007 18:44 | |||
|
HEYET Net Özel - Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Medya ve Enformasyon Birim Sorumlusu Dr. Müsenna Haris ed-Dari IMAH’ın kalbiyle, diliyle ve gittikçe büyüyen Şehit ailelerine, yetimlere, öksüzlere uzanan eliyle işgali defetmek için var gücüyle çalıştığının altını çizdi.
Silahlı Direniş Iraklıların Onurudur
ed-Dari şunları söyledi: “Bizler Iraklılar için hangi yardım varsa onlara sunacak elleriyiz. Onların bilgisini dünyaya ulaştıracak kollarıyız. Bizler, dertlerini ve tüm yönleriyle sorunlarını dünyaya sunacak elleriyiz. Dahası bizler, işgalcilere karşı olan direnişin ve tüm milli güçlerin sesiyiz. Geçmişte belki onlar bu kelimeleri söyleyemiyorlardı ancak bizler diyoruz ki, silahlı direniş tüm Iraklıların şerefidir. Ve Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’ın başından beri direnişi desteklemesi de onur verici bir hadisedir.”
Dr. Müsenna ed-Dari Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’ne yönelik baskılar ve saldırıların işgalcilere karşı çıkışı ve hoşnutsuzlukları artırdığının altını çizerek şunları söyledi: “Çünkü Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) sadece bir grup veya mezhebin değil tüm Iraklıların sesidir. Kurulduğundan beri IMAH’ın ana hedefi de bu gaye doğrultusundadır.”
IMAH Medya Sorumlusu, Irak’ı kontrol etmesinin ardından bölücü Hükümetin işgale karşı direnen sesleri susturarak, çirkin işgalciler ve işbirlikçilerinin skandal planlarını örtmek için Irak’ın en büyük gruplarını elimine etmek amacıyla bölücü planları devreye soktuğunu da sözlerine ekledi.
Müsenna ed-Dari sözlerine devam ederek: “Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) hem Irak’ta hem de Irak dışında çok büyük faaliyetler yapmaktadır. Genel Sekreter, Resmi Sözcümüz, birçok IMAH üyesi, yurt dışındaki temsilciliklerimiz, IMAH Basın ve Enformasyon Merkezi olarak birçok kez Irak Hükümeti’nin planlarını açığa çıkardık. Şöyleki, Irak Hükümeti diğer sesleri kesmeyi hedeflemektedir. Bunu hem siyasi süreçte yer alanları yok ederek veya şimdiki siyaseti reddedenleri yasal ve siyasi güç haline dönüştürerek görünmez hale getirmeyi hedeflemektedir. Ki bu da bu planlar açısından daha dikkatli olunması sonucunu doğurmaktadır.” dedi.
Bu Hükümet Uzlaşma Taraftarı Değil
Kahire’de yapılan ilk uzlaşma konferansında IMAH da dahil tüm yapı ve oluşumları içeren bir komite kurulmuştu. Uzun süren tartışmaların ardından Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Heyeti, Anayasa’nın tümünün değiştirilmesi gerekliliği üzerinde bütün katılımcıların bir karar almasını sağlayabildi. Ki bu da siyasi sürecin tahlil edilmesi, yeniden gözden geçirilmesi, direnişin kabul ve ikrarı, tüm bunların da milli uzlaşmanın temel dayanakları olması anlamlarına gelmekteydi.
Buna rağmen tüm bunlar göz ardı edildi ve bizler bunu beklemekteydik. Ancak bizim bu konferansa katılmamız bizim açımızdan bir belge niteliği taşımaktaydı. Ayrıca Arap Birliği dökümanları da bizim anlaşmamızı kanıtlamaktadır ve bizler bunu resmi internet sitemizde de yayımladık. Bu yüzden uzlaşı dediğimiz olgu özel, politik, hükümete ait, milli olmayan bir anlaşmadır. Bunun kanıtı da şudur: Bazı maddelerde siyasi sürece katılanlar arasında var olan farklılıklar sözkonusu olduğunda bu sürece dahil olan ana katılımcı geçen dönem boyunca bu katılımcının gayretlerine rağmen terk edildi. Milli Birlik Hükümeti tartışmalarını bıraktılar, son günlerde Layık Seçici Hükümet üzerine konuşmalar yapıyorlar. Yani Milli Uzlaşı konusu güme gitti.”
Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin Irak Direnişi’nin tanınması yönündeki gayretleri, Irak’taki durumun göz önüne alınmasına dair görüşleri ve bu nedenle yaşanan birçok tutuklama, baskın vs gibi hususlarda Dr. Müsenna şunları ifade etti: “Evet, dediğiniz gibi gerçekten çok baskılara maruz kaldık. Ancak bizler barış ve adaletin sağlanması için tüm gücümüzle gayret edeceğiz. Zira duruşumuz, bakış açımız, tüm çaba ve gayretlerimiz hem dini hem de milli bir görevdir.
Direniş olgusu prensip açısında bakıldığında ciddi bir meseledir. Bu yüzden İslam Hukuku’ndaki hükümlere bakıldığında direnişin meşruluğu zaten mevcuttur. Kaldı ki bizler yasalar noktasında tartışmıyoruz. Çünkü Birleşmiş Milletler kararlarına göre de direniş meşrudur. Ancak direnişin meşruluğu noktası farklıdır. Bu direnişin mevcudiyeti tüm siyasi güçler tarafından kabul edilmelidir. Geçen dört yıl içerisinde bizler birkaç siyasi gücü ve bazı diğer grupları direnişin mevcudiyetini kabul etmeleri noktasında ikna ettik. Ancak siyasi dengeler değiştiğinde bunlar inkar ettiler.
Birleşmiş Milletlerin kararlarına, Kahire’de Arap Birliği, Avrupa Birliği ve BM’nin gözetiminde gerçekleştirilen birinci ve ikinci Milli Uzlaşma Konferanslarına göre direnişin yasal ve meşru olduğu açıktır. Bizler şimdi çok fazla bedel ödediğimizi düşünüyoruz. Irak’ın birliğinin korunmasından ödenen bedel, ülkeyi işgalcilerden kurtarmakta ödenen bedel, direnişin yasal çerçevede devam etmesinde ödenen bedel, meşruiyetini kazanması için ödenen bedel gibi. Tüm bu bedelleri ödüyoruz. Ama gerçekten de ödediğimiz bu bedelleri en yüksek gayelerle yapıyoruz; çünkü bu yapılması gereken bir görev.”
IMAH Mücadelede En Ön Saftadır
IMAH’ın bedel ödeyen en önemli kurum olduğunu ifade eden Dr. Müsenna bazı grup ve kurumların da bedel ödediğini dile getirdi. “Ancak Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) en fazla bedel ödeyen kurum oldu. Çünkü IMAH, Irak içinde birçok şubesi olan ve olması gerektiği şekilde görevini gayet açık bir şekilde yerine getiren bir kurum olarak çok iyi biliniyor. Yine medya, enformasyon, yardım ve sosyal çalışmalar yapması nedeniyle Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) her zaman en önde yer almaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu kabullenmeyen Güney Irak’taki birçok oluşum var. Bunlar da tutuklamalar, suikastlar ve işkenceler ile karşı karşıya kalıyor. Tüm bu yapılanlar sözde direnişin yabancı, terörist kaynaklı olduğu, belirli bölgelerde cereyan ettiği ve mezhebi olduğu iddialarıyla açıklanamaz veya gerekçelendirilemez.
Direnişin yerleşkesinin bilinmesine rağmen bu bir onurdur; buna rağmen Güneyde sabır ve red direnişi vardır. Birkaç gün önce güneyli aşiretlerden bir heyet geldi. Bu heyet bizlere birçok aşiretin önde gelenlerinin IMAH Genel Merkezini ziyaret etmek istediklerini, duruşumuz nedeniyle bizleri desteklediklerini ifade ettiler. Irak’ta ulaşımın çok zor olması ve engellemeler nedeniyle IMAH genel merkezini ziyaret edememeleri nedeniyle bazıları destek ve takdirlerini Suriye ve Ürdün’e giderek bizzat IMAH Genel Sekreteri Şeyh Haris ed-Dari’ye ilettiler. Ki bu ziyaret ve tebrikleri sitemizde yayımlıyoruz.
Kerbela’danın çok iyi bilinen bir önde geleni dört gün önce Amman’a ameliyat olmak üzere gelmişti. Şeyh ed-Dari kendisini hastanede ziyaret ederek, tedavisini üstlendi. Kendisi bizimle sürekli irtibat halindedir. Yine Güney Irak’taki katliam, tutuklama ve cinayetler gibi korkunç durumu bizlere şikayet eden ve bizlerle irtibat halinde olan birçok önemli insan var.”
IMAH Genel Merkezi’nin Bağdat’ın en sıcak bölgesinde yer aldığını ve uzun süredir kuşatma altında olduğunu, giriş ve çıkışlar nedeniyle sıkıntı çekildiğini vurgulayan Dr. Müsenna ed-Dari sözlerine sürdürerek: “Birçok insan bir baskının olup bittiğini düşünüyor. Tüm Iraklılara şunu söylemek istiyorum: Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) uzun süredir işgal altındadır. Genel Merkez’e girmek için sadece bir tek yol vardır. Bu yol da sözde İçişleri Bakanlığı’na bağlı komando güçleri tarafından kontrol edilmektedir. Oysa herkes bilmektedir ki bu güçler IMAH’a baskı uygulamaktadır ve IMAH’ın işgali ve işbirlikçilerin politikalarını reddettiğinin gayet iyi bir şekilde farkındadırlar.”
Fitnenin Kökeni İşgalciler İşgal ve işgalin kaldığı zaman dilimiyle ilgili olarak Dr. Müsenna işgal döneminin bitmek üzere olduğunu söyledi. “İşgalcilerin döneminin geçmiş günlere nazaran çok daha azaldığını hatırlatıyoruz. İşgalciler ayrılmak istiyorlar ve tıpkı Vietnam’dan ayrıldıkları gibi belirli bir senaryoyu uygulayarak çekilmek istiyorlar.” diyen Dr. Müsenna sözlerine şu şekilde devam etti:
“İşgalciler Irak toplumu arasında ayrılık ve fitne tohumları ekmeye çalışmaktadırlar. İngiliz işgal güçleri bunu Basra’da yapıyorken, Amerikalılar bunu Irak’ın kalan kısmında yapıyor…
İşgal güçleri çok kısa bir süre içerisinde Irak’tan ayrılacaklardır. İşgalcilerin tüm gayretleri ve takipçileri olan bölücü hükümetler hiçbir fayda elde edemeyeceklerdir. Bu yüzden de geri çekilme takvimi daha belirgin bir hal aldı. Yaşanan olaylar ve belgeler ışığında bakıldığında bölgesel müdaheleler herkes tarafından bilinmektedir. Güneydeki ailelerimiz işgalcilerce yürütülen müdaheleler ndeniyle gerçeklerin farkındadırlar.”
Dr. ed-Dari, Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’ın işgalcilerin ülkeyi terk etmesi için kalbiyle, diliyle ve eliyle elinden gelenin en iyisini yaptığını söyledi.
“Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH), İslam için hayatlarını feda eden şehit ailelerinin hanımlarına ve yetimlerine uzanan bir el olmuştur. Onlara yardımı ulaştıran elleriyiz. Bizler onların bilgilerini tüm dünyaya ulaştırmakta, davalarını dünyaya tanıtmakta dilleri olmaktayız. Kısa bir süre önce Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) heyeti Türkiye’yi ziyaret etti. Burada işgalcilerin ve işbirlikçi hükümetlerin yaptıklarından acı çeken çok sayıdaki insanların meselelerini Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüreceğiz. Tüm bu yaşananlar muvacehesinde IMAH’ın işgali reddeden direnişin ve tüm milli güçlerin sesi olduğunu söylüyoruz. Geçmişte insanların bunu kelimelerle ifade etmesi daha zordu; ancak şimdi şunu açık bir şekilde söyleyebiliriz ki silahlı direniş tüm Iraklıların şerefidir ve Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) başından beri direnişi desteklemişti.
Bazı şartlar nedeniyle muhtelif seslerin kısıldığı ve kesildiği bir dönemde Cenab-ı Hakk (cc)’ın da yardımıyla bizler şu aşamada en yüksek sesle haykırmaktayız. Bizler konuşanlara, konuşamayanlara veya susturulan herkese özürlerimizi iletiyoruz. Yerine getirdiğimiz görev Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) tarafından yapılması gereken bir görevdir.
IMAH Tüm Iraklıların Sesidir Bizler -inşaallah- herhangi bir şekilde bunu yapamayacaklar yerine yardımları yerine getireceğiz. En önemli husus bizlerin batıdan doğuya, kuzeyden güneye kadar tüm Iraklıların sesi olduğumuz gerçeğidir. Aynı çerçevede çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” İşgal güçlerinin IMAH Genel Merkezi’ne yaptıkları baskınlar ve bazı malzemeler bulmak için yaptığı araştırmalarla ilgili olarak Dr. Müsenna şunları söyledi:
“Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Iraklıların durumunu takip eden üç ana birimden oluşmaktadır. Bunlar:
Bunlardan ilk ikisi Sağlık ve Yardım Birimidir. Bu birimlerin ana görevi sınırlı imkanlarımız ölçüsünde felaket bölgelerinde yardım kampanyaları düzenlemek, sağlık merkezleri ve hastanelere gerekli ilaçlarla sağlık malzemelerini ulaştırmaktır.
Üçüncü birim Sosyal İlişkiler Birimidir. Bu birim de yetimlere, açlıkla boğuşan bazı ailelere yardımların ulaştırılması, bunların gözetilmesi çalışmalarını yürütmektedir.
Ayrıca IMAH bünyesinde Irak içinde ve dışında yaşanan olaylarla ilgili şikayetleri ele almak için kurulmuş özel “İnsan Hakları Birimi” mevcuttur.
Sağlık ve Yardım Komisyonları Irak içinden ve dışından yardım kuruluşları aracılığıyla destekleri kabul etmektedir. Bu kuruluşlar içinden en önemli desteği Irak Kızılay’ı vermektedir. Yardımlar paylaşım yardımlarının kabul edilmesini içermektedir. Bunlar “Yiyecek Kutusu”, “Destek Kutusu” diye adlandırılan bazı Arap Yardım Vakıfları tarafından sağlanan yardımlardır. Bu yiyecek kutuları yiyecekleri ve gıda malzemelerini içerirken, destek kutularında çadır, kışın kullanılmak üzere ısıtıcılar, hızlı yemek için küçük gaz tüpleri, ışıklar ve bazı sağlık gereçlerini içermektedir.
Tüm bu sayılan yardımlar ilgili birimlerde toplanmakta ardından ihtiyaç duyulan bölgelerde de dağıtılmaktadır. Görünen o ki işgal güçlerinin bulduğu gaz tüpleri belirli bölgelere ulaşamadı. Bunları güvende olduklarından emin olmak için topladılar.
Sanırım işgalciler bu tüplerin başka amaçlarla kullanıldığını IMAH’ın bu yolla teröristlere yardım ettiği iddiasını güçlendirmek istediler. Zira hatırlanacağı gibi işgalciler yaptıkları ilk baskında Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Genel Merkezi’nde terörist bulduklarını iddia etmişlerdi! Herkes bilmektedir ki sözkonusu iddianın aslı astarı yoktur.
Irak topraklarında yaşanan olaylarla ilgili olarak IMAH Basın ve Enformasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Dari: “ İnsan aklı mantıksal olarak Irak’ta yaşananların ağır bir yük olduğunu söylemektedir. Buna karşı yapılması gereken dini bir sorumluluktur. İslam dininde bazı düzenlemeler zaten ayrıntılı bir şekilde yer almaktadır.
İşgalciler ve İşbirlikçiler İflas Etmiş Durumda
Irak’ın şu anki durumunun olumsuz olduğunu, bazı meselelere bakıldığında kötü olduğunu söyleyebilirim. Ancak tüm durum göz önüne alındığında bunun tam tersi olduğunu ve şimdiki durumun bizleri ümit edilen gelecek zamana itelediğini söyleyebilirim.
Küllî bir bakış açısı şimdiye kadar geçen durumun istediğimiz şekilde olduğunu söylemektedir. İşgalciler ve işbirlikçileri en kötü günlerini geçirmektedir. Hatta amerikan projeleri neredeyse tamamen iflas etmiştir. Durum daha fazla sabır ve zamana ihtiyaç duymaktadır ve durum buna karşı duranların lehinde olacaktır. Şunu söyleyebilirim ki Irak’ın geleceği şimdiki durumdan daha iyi olacaktır. Son günler en büyük kendini inkar ve kanla geçen günlere rağmen daha iyidir. Meseleye şu sorular aracılığıyla bakmaktayız: işgalcilerin durumu iyi midir yoksa daha mı kötüdür? Hükümetin durumu iyi midir yoksa daha mı kötüdür? Direnişin durumu iyi midir yoksa daha mı kötüdür?
Olayın tamamına bakıldığında durumun kendi doğru yörüngesinde olduğu görülmektedir. Buna rağmen kendini inkar sözkonusudur, bu olmalıdır; ancak bir dört yıllık sabrın ardından küçük bir miktarı olmalıdır.
Bu yıl da -inşallah- Irak’taki işgalin son yılı olacaktır.
HEYET Net
|