• Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size
Dr. Müsenna: Patlamaların Arkasında İran ile Mossad Var Yazdır e-Posta
Pazartesi, 07 Eylül 2009 22:29

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Kültür ve Basın Birimi Dr. Müsenna Haris ed Dari Tunus’ta yayımlanan el Şuruk Gazetesinin yaptığı röportajda çok önemli sorulara gayet açık ve net bir şekilde cevaplar verdi.

 

Aşağıda mezkur gazetede yayımlanan röportajın Türkçe metnini bulabilirsiniz:

El Şuruk- Dr. Müsenna isterseniz güvenlik durumu dosyası ile başlayalım…Bu günlerde gittikeç artan Irak’ta ölümleri nasıl yorumluyorsunuz ve sizce bu patlamların arkasında kimler duruyor?  

Dr. Müsenna: Aslında şiddetin artması yeni bir şey değil; zira Irak’ın batısındav ve kuzeyindeki birkaç eyalette şiddetin daha birkaç ay öncesinde başladığını fark ettik… 

Biz kendi açımızdan bu hususta uyaılarımızı yaptık ve yerel seçimler gerçekleştikten sonra yönetici siyasi güçlerin başarısızlıklarının bir kan gölüne neden olacağını söyledik…İşte şimdi yaşananlar tam da bu dediklerimizdir… 

Bu münasebetle bu acı günü bizler kendi perspektifimizle baktımızda bu güçlerin yaklaşan seçimler arefesinde yeniden bir araya gelmeye ve toparlanmaya çalıştıkları günler olarak değerlendiriyoruz…Bu toparlanma onlar tarafından sadece mezhepçi/hizipçi çalışmalar sayesinde sağlanabilir… 

Bugün Iraklıların hepsini bir araya getiren milli duyarlılıkların izlerini görmekteyiz. Öte yandan gelecke seçimlerde etkinlik kazanmak isteyen partiler ve gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıkların olduğu Irak sahasında bölücü siyasi ve güvenlik zaafiyetiyle ilgili hadiseleri oluşturmaya çalışan bir yoğun teşebbüs mevcut.  

Bugün yönetici koalisyonu elinde tutmak için birbirini tehdit eden Dava Partisi ile Irak İslam Yüksek Konseyi arasında bir güç mücadelesi var. Bu nedenle bunlar rüyalarını gerçekleştirmek uğruna Irak’taki kan gölünde yüzerek bir çıkış yolu aramak için bu tür bir kanlı yola başvuruyorlar. 

Elbette bügün Irak arenası tüm olasılıklara açıktır. Bu yüzden de bizler bombalı saldırılarda yabancı oluşumların özellikle de İran’ın müdahalesini gözardı etmiyoruz. Yine bizler bu suçlarda Mossad’ın müdahalesini de gözardı ediyor değiliz… 

El Şuruk- Patlamaların arkasında hükümet birimlerinin olduğu suçlamasını yaptınız, ancak aynı suçlamaları benzer taraflar sizleri, Baas Partisini ve el Kaide’yi müdahil olmakla suçladı. Bu durum karşısında tutumunuz ve görüşünüz nedir?  

Dr. Müsenna: Aslında bu suçlamalar 2006 yılında Irak Müslüman Alimler Heyeti ve Genel Sekreterinin hesabını görmek için başlatılan bir serinin devamı niteliğindedir…Bu mevzu Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin binalarını hedef alınması ve lider kadrosunun suikasta kurban gitmesi ile başlatılmıştır. Akabinde de Prof. Dr. Haris ed Dari hakkında tutuklama kararı çıkartıldı ve diğerleriyle devam etti..Suçlamalar gün be gün devam etti… 

Maliki Hükümeti hedeflerine ulaşmakta başarısız olduğu zaman hemen en iyi nemalanma kapısı olarak Irak’ta yaşanan her şeyle ilgili olarak Şeyh Haris ed Dari’nin ismini kullanıyorlar. Ancak bu son mevzuda bu hükümet Dari’yi, Baas Partisini ve el Kaide’yi tek bir sepete tüm yumurtaları kor gibi koydu. Bu zihin karmaşası aslında bu hükümetin başarısızlığın bariz bir kanıtıdır..Yine bu Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) ile Genel Sekreterine karşı sahip olunan niyetlerin de ne olduğunu göstermektedir. Onlar kendilerine yönelik bir baskı ve eylemin korkusunu taşıyorlar, bu nedenle bu çirkin ve çaresiz suçlamaları yayarak işledikleri cürümleri örtmeye çalışıyorlar… 

Bağdat’taki işgalciler ve bazı yönetici güçler medya progapandası amacıyla direnişin imajını zedelemeye ve onu terör-hizipçi şiddetle birlikte göstermeye çalışıyor.. 

El Şuruk- Peki direniş kendisini bu tür iftiralara karşı nasıl koruyor? 

Dr. Müsenna: Irak direnişi bugün Irak’taki savaşın doğasını anlayarak kendisini koruyor. Sözde Uyanış (Sahve) Konseyleri projesinin ardından direniş kendisi ile terör arasına gayet net bir çizgi çizmek gerektiğini farketti ve bunu uyguladı. Öte yandan medya alanında yapılması gereken bir diğer çalışma daha başlattı… 

Direniş kendisini terör meselesinden oldukça uzak tuttu ki Irak sokakları bu konuda direnişin olgunluğunu göstermesi açısından bir delil teşkil etmektedir. Yaşananlar zannımca direnişin şuurlu ve olgun olduğunun sabit birer göstergeleridir…Direniş kendisini işgalciye acı darbeler vurmak yoluyla da muhafaza etmektedir.  

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) olarak bizler direniş hakkında objektif olarak konuşuyoruz ve her zaman da direniş konusunda nefis muhasebesi yapar bir konumda olduk.. 

Direniş işgalcilerin geri çekilmesini sağlamada bir dönüm noktası oluşturabildi; ancak kimse işgalcilerin direnişi Sahve (Uyanış) projesi ile tuzağa düşürdüğünü inkar edemez…ancak 2008 yılından itibaren direniş yeniden toparlanarak mevzi kazandı ve düşmana karşı operasyonlarının meyvelerini şimdiye kadar gayet iyi bir şekilde almaya devam ediyor.  

El Şuruk- Bugün direniş operasyonlarında ciddi miktarda düşüş olduğu söyleniyor…Bunun gerçekliği nedir ve sizler ne düşünüyorsunuz?  

Dr. Müsenna: Yeri gelmişken şunu söylememe müsaade ediniz…Gaziler Derneğinin  (Veterans Association) yayımladığı raporda 2008’in başladığı döneme kadar Irak Direnişi 164.000 (yüz altmış dört bin) operasyon düzenlemiştir. 

Bu da direnişin çok büyük bir iş başardığının kanıtıdır; ancak bununla birlikte medyada direnişe karşı uygulanan ambargo ve engellemeler nedeniyle duyurulmayan çok sayıda diğer operasyonların olduğunu da unutmamalıyız. Yine de direnişin günlük olarak yürüttüğü operasyonların sayısının 50’den az olmadığını söylemek istiyorum.  

Bugün direniş halen sahada ipleri elinde tutmaktadır…Operasyonlarda düşüş olduğu doğru; ancak direniş bunun üstesinden gelmeye başlamıştır…  

El Şuruk- Diğer bir deyişle nihayetinde savaş bir siyasettir. Alman stratejist Clausewitz’in dediği ve sizin işaret ettiğiniz gibi sahadaki başarıların kullanılması anlamında direnişin siyasi programınını nasıl çizmektesiniz?

Dr. Müsenna: Direniş bugün silahlı eylemlerden, koordinasyon ve işbirliği sürecinden işgal karşıtı güçler ile birlikte siyasi çalışmaların yeni bir evresine doğru hareket etmiştir. Bunun en temel kuralı direnişin silahlı mücadelesine devam ederken aynı zamanda işgalciyi kendisinin koyduğu kurallara boyun eğmeye zorlayacak bir siyasi gayret içinde yer almaktadır.  

El Şuruk- Bu çerçevede işgalciler ile direniş arasında görüşmeler yaşandığına dair basında çokça haber yer aldı. Bu haberin aslı nedir ve bu görüşmenin siyasi çerçevesi hakkında neler söyleyeceksiniz?  

Dr. Müsenna: Bu yapılan Amerikalılar ile direniş arasında yapılan bir görüşme olmayıp; Amerikalılar ile bir direniş grubu arasında yapılan bir görüşmeden ibarettir.  

Kalan diğer direniş hareketleri konuya dair söyleyeceklerini zaten söylediler ve şunu dediler. “henüz masaya oturmanın zamanını gelmemiştir, bulunduğumuz konumu sürdüreceğiz.” Ki bu yaklaşım biçimi Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) olarak bizlerin de tasvip ettiği bir görüştür.   

Irak Direnişi işgalcilerle görüşmenin ancak ve ancak işgal karşıtı milli oluşumlar ile istişareler ve tüm direniş hareketlerinin muvafakatı sayesinde yapılabileceğini ifade etmişlerdir…Bugün direnişi işgalin çatısı altına koymaya çalışan bir çok girişim vardır; ancak bunlar çoğu kez başarısızlığa uğradı… 

Kendisini bu çatı altında görecek ve buna rıza gösterecek biri varsa kendilerine tarihin onlara merhamet etmeyeceğini söylüyoruz… 

El Şuruk- Irak sahasındaki güçlerin hareketlilikleri ve taktikleri ile yeni bir harita çizdiğinden bahsediyorsunuz..Güç dengesi ne durumda ve Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) bu hareketin ortasında sıralandığında nerede duruyor? 

Dr. Müsenna: Hareketlilik (değişkenlik) siyasi süreç içinde ve ötesinde iki tarafta da mevcut. Siyasi sürece bakıldığında burada kotalar, masalar etrafında sıcak tartışmaların yaşandığını, her partinin bir diğerini ısırmaya çalıştığını görüyoruz…herkes pastadan payını almaya çalıyor ve zannediyorum ki bu durum meydana gelecek kanlı anlaşmazlıkları tetikleyecektir…  

Öte yandan duruma baktığımızda siyasi sürecin dışında olup bununla ilgilenmeyen güçler vardır…bunlar siyasetçilerin işgalin gölgesi altında yarıştıklarını biliyor..bu güçler dört parametre etrafında kenetlenmiş olup bunlar; 

1- Irak’ın özgürlüğüne kavuşturulması

2- Irak’ın birliğinin devam ettirilmesi

3- Irak’ın Arap kimliğinin muhafazası

4- Irak’ın servetinin korunması şeklinde maddeler halinde sıralanabilir. 

El Şuruk- Peki Kerkük meselesinde artmakta olan anlaşmazlığı nasıl görüyorsunuz? Bu petrol zengini bölgedeki siyasi kriizn doğası nedir ve yaşananlar neden ibarettir?  

Dr. Müsenna: Kerkük tüm Iraklıların temsil edildiği bir minyatür gibidir.. Bu mozaik içinde sair renkler ve etnik kimliklerde insanlar yer almaktadır. Burada yaşananlar büyük siyasi güçler arasındaki anlaşmazlıklar, servetin paylaşılması vs…ibarettir.

Bu bölgede Kürt partiler sanki Kerkük bir Irak toprağı değilmiş gibi kendi kafalarının estiği şekilde davranıyorlar..Bizler Kerkük’ü tüm Iraklıların olarak görüyoruz. Kerkük halkı  durumu tahrik edip daha karıştıran dış mihrakların müdahalelerinden uzak bir şekilde bir masa etrafına gelip meselelerini konuşmatıkça bu sorun çözülmeyecektir. 

El Şuruk- Sizin de işaret ettiğiniz gibi bugün Irak’ta iki mevcut fotoğraf var: Bir yanda işgalciler diğer yanda işbirlikçileri..Öte yandan ise direniş ve işgale karşı direnen oluşumlar..Bugün Irak meselesinde Araplar hangi yönelimden yana? 

Dr. Müsenna: Ne yazıkki Araplar ne bu yanda ne o yanda…Arap yetkililer bugün bir şeyler yapmak istiyorlar; ancak yapamıyorlar zira kendilerine özgüvenleri, iradeleri yok ve aynı zamanda Irak'taki durumla başa çıkacak uygun mekanizmalara ulaşmaktan uzaklar… 

Onlar bizlerle Irak’ın birliği noktasında hemfikirler; ancak güçlü bir Irak’ın olmasından da bazıları korkuyor...

Bazıları işgalcilerin şartlarına uygun olarak yürütülen siyasi sürece dahil olmaları için  direniş güçlerine baskı uyguluyorlar…Bu da ne yazıkki bir vakıa..

Bu röportaj HEYET Net Türkçe resmi sitesi için çevrilmiştir. © 2009