|
IMAH Basın Yayın Birimi Sorumlusu Şeyh Müsenna Haris ed-Dari el-Cezire internet sitesinin yaptığı röportajda
IMAH’ın işgale karşı duruşu ve etkinlik gücü nedeniyle birçok Arap ülkesi ve önemli kesimlerce kabul gördüğünü ifade etti.
Irak Ulema Konseyi’nin oluşumu ve bu konseye bakış açılarından IMAH’ın etkinlik gücüne, direniş gruplarının çalışmalarından IMAH’ın projelerine kadar birçok konuda kendisine sorular sorulan Şeyh Müsenna Haris ed-Dari ile yapılan röportajın tam metni aşağıda yer almaktadır.
(el-Cezire) - IMAH'ın yeni kurulan " Irak Ulema Konseyi"ne karşı tutumu nedir? IMAH üyelerinin büyük oranda yapılan toplantıya katılımları IMAH'ın da bu konseye üye olduğu anlamına mı geliyor? Konsey kurulurken IMAH'ın görüşüne başvuruldu mu?
(Müsenne ed-Dari) - Amman yapılan toplantı sonrasında kurulan "Irak Ulema Konseyi" ve bir başka "Fetva" komisyonu ile ilgili tutumumuzu Şeyh Muhammed Beşşar Feyzi el- Cezire kanalı aracılığıyla açıklamıştır. Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) olarak bu açıklamayla yetinip ayrıca her hangi bir basın bildirisi yayınlamadık. Çünkü konu üzerinde fazla ilgilenmesi gereken bir konu değil.
Görüşümüzün alınmasına gelince, kimse bize danışmadı ve görüşümüze başvurmadı. Toplantıda aslında Sünni Vakfı'nın olağan toplantısı olarak düzenlenmesi belirtilmişti. IMAH'ın da bu vakfa bağlı cami gibi müesseselerde görev yapan üyeleri bulunduğu için, bunlardan yaklaşık 40- 50 belki de daha fazla kişi söz konusu toplantıya katıldılar. Tabi ki katılımlarının amacı, camilerin yakılması, imamların öldürülmesi ve zorla göçe tabi tutulma hadiselerini dile getirmek idi.
(el-Cezire) - Katılım yeni konseyin kuruluşu için değildir" demek istiyorsunuz değil mi?
(Müsenne ed-Dari) - Katılım bahsettiğim nedenlerden dolayı idi. Bazı katılımcıların Amman'a gelmeyi fırsat bilerek Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Genel Sekreteriyle görüşmek gibi başka amaçları da vardı. IMAH Genel Sekreter, üyeleri için bir program tertip etti. Programda IMAH üyeleri görüşlerini Genel Sekretere beyan ederek söz konusu konseyin kurulmasının kendileri için bir sürpriz hareket olduğunu bildirdiler.
(el-Cezire) - Yeni konsey ile ilgili olarak "IMAH'ın alternatifidir" veya "Bu konseyle IMAH'ın Ehli Sünneti temsil etmekten uzak tutulması planlanıyor" gibi birçok soru işaretleri var. B konuda ne dersiniz?
(Müsenne ed-Dari) - Bu soruyla çok karşılaştık. Basın galiba bizden daha da endişeli bu konuda. Buradan: "kesinlikle endişeli değiliz" demek istiyorum. Aynı zamanda diyoruz ki: Iraklıların ulusal çıkarları için çalışmak isteyen bütün kuruluşlar, buyursunlar çalışsınlar.

Biz Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) olarak politika ve medya alanlarında çalışmaya başladığımızda, bütün çabaların bu alanlarda koordineli yürütülmesini bir şart olarak gördük. Dolayısıyla bu amaçla kurulan her kuruluşu hoş karşıladık. Çünkü işgalci güçlerinin ve bugünkü hükümet de dahil bütün hükümetlerin bize baskı uygulaması işlerimizi zorlaştırmaktadır. Başka bir kuruluşun yanımızda bulunması bizim için bir avantaj olup yükümüzü elbette hafifletecektir.
Şayet, Amman’daki toplantının başka bir amacı var ise, bunu onlara sormanız gerekir. Biz yine diyoruz ki: Her kim Dini ve gerçek milli ilkelerimizi koruyup Iraklıların ulusal çıkarları için çalışmak ister ise, buyursun çalışsın.
(el-Cezire) - Ama sizin dediklerinizden ziyade bazı olaylar akıllara yine soru işaretleri getirmektedir. Nitekim, 1920 Tugaylarının bölünüp içinden HAMAS – Irak Tugayları meydana gelmesi Irak İslam Partisi'nin sözde kontrol ettiği söz konusu konseyin kurulması gibi gelişmeler. Bunlara ne diyorsunuz?
(Müsenne ed-Dari) - Başta söylediğimi şimdi de söylüyorum.
(el-Cezire) - Diplomatik cevaplardan kaçınalım lütfen.
(Müsenne ed-Dari) - Biz diyoruz ki, bugün Irak'ta ister direniş alanında isterse politik veya dini alanlarında büyük çabalar vardır. Herkes kendi siyasi veya dini görüşüne göre hareket etmektedir. Ancak kimin doğru yolda olduğunu ortada olanlar gösterir.
Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) 4 seneden bu yana çalışmalarını yürütmektedir. Ben burada Irak halkının Arap ve Müslüman ülkelerinin Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)'a ne kadar değer verdiklerinden bahsetmek istemiyorum. Biz bunun yankısını gittiğimiz her yerde bizzat yaşıyoruz. Zira IMAH, Irak'ın kurtuluşu ve direnişin desteklenmesi için kuruldu. IMAH'ın 2004 yılında sunduğu projelerin verdiği müjdeler görünmeye başlandı. Bu projelerde işgal güçlerinin belli bir takvim çerçevesinde geri çekilmesi vurgulanmıştır. İşte biz meselelere bu açıdan bakmaktayız.
Kim ne derse desin ve istediği gibi eleştirsin. Önemli olan, bizim bir planımızın ve siyasi projemizin varlığıdır. Sanırım bugüne kadar bu projenin dışına hiç çıkmadık ve çıkmayacağız. Biz başından beri siyasi sürecin başarısız olacağını, etnik temellere dayalı sistemin çökeceğini, işgal güçlerinin bir takvim çerçevesinde çekileceğini ve Irak direnişinin bir araya gelebilmesi gerektiğini söylemekteyiz.
(el-Cezire) - Sünniler arasında bir bölünme görünüyor. Bir taraftan HAMAS - Irak'ın 1920 Tugaylarından ayrılması, İslam Ordusu'nun el- Kaide grubundan şikayetçi olması vs. gibi hususlar var.
(Müsenne ed-Dari) - Direniş grupları arasında bölünme söz konusu değildir. Bizce bunlar görüş ve fikirleri yeniden gözden geçirerek kendilerine yeni bir çekidüzen verip kendi öz eleştirilerini yapmaktadırlar. Bu da onların doğal hakları ve kimsenin onlar üzerinde etkisi olamaz.
HAMAS - Irak konusu bence gerçekten uzak bir şekilde ele alındı. Bazı yorumcular, bilgi eksikliğinden ya da yanlış bilgilerden dolayı çok büyük hatalara düştü. Bunlar, olaya bir komplonun var olduğu gözüyle bakıp grupların birbirlerine karşı geleceklerinin planlandığını sanmaktadır.
1920 Tugayları'nın bildirisi net ve açıktır. Bu bildiriye göre Tugayların, ikiye ayrılma noktasında anlaşmaya varılarak olayın gerçekleştirildiği vurgulanmaktır. Ve böylece birisi kendine yeni bir isim seçerken (HAMAS - Irak) diğeri eski ismini (1920 Tugayları) kullanmaya devam etti. Durum bundan ibarettir. (el-Cezire) - IMAH, beklenmedik bir şekilde resmen Araplar hükümetleri tarafından tanındı ve önemli taraflarca büyük ilgi gördü. Bu ilgi acaba IMAH'ın Sünnileri temsil ettiğinden mi kaynaklanmakta yoksa bazı hükümetlerin ABD’liler ile karşılaştıkları problemlerden kurtulmak mı hedeflenmektedir?
(Müsenne ed-Dari) - Evet. Bu her iki görüş de söz konusudur. Arap hükümetlerinin IMAH'ı tanımaları Sünnileri temsil ettiğinden değil de IMAH'ın işgale karşı gelen gruplar arasında en etkilisi olmasından kaynaklanmaktadır. Biz IMAH’a ulusal bir kuruluş olduğu gözüyle bakıyoruz.
Bu ülkeler IMAH'ın ne kadar etkili olduğunu sonunda kabul ettiler. Bu da Irak'ın yaşadığı sorunların çözülmesinde önemli bir gelişme sayılır. Fakat bu gelişmenin beklentilerimiz doğrultusunda olup olmadığını söylemek için henüz çok erken.
Diğer taraftan da IMAH'ı bu şekilde tanımak, IMAH'ın çalışmalarına gölge düşürme ve etkisini azaltma çabalarını açığa çıkarmaktadır. Biz de 4 yıl çaba harcayarak bu aşamaya geldik. Elbette bu kadar çabayı hiçe sayıp da yeniden bir oluşum arayışına girmek mantık dışı bir harekettir.
Tabii diğer bir görüş de Arap hükümetlerinin IMAH'ı tanımasının ABDliler ile yaşadıkları sorunlardan kurtulmak amaçlı olduğudur.
(el-Cezire) - Söylentilere göre bazı Arap ülkeleri sizinle ABD’liler arasında görüşmelerin yapılması için girişimde bulundu. Ne dersiniz?
(Müsenne ed-Dari) - Kanaatimizce bazı Arap ülkeleri Irak sorununa çözüm bulmaya çalışıyor. Her ülkenin de bilgileri dahilinde kendi fikir ve görüşleri vardır. Biz hepsinin fikrini ve görüşlerini dinliyoruz ama illa ki bunu veya şunu kabul etmek zorunda değiliz. Biz onlara Irak'ta olup bitenleri aktarmalıyız ve bu çerçevede bir çözüm bulmak noktasında yardımlarını bekliyoruz. Yalnızca ABD’lilere yönelik bir çözüm bulmak sanırız Irak halkının faydasına olmayacaktır.
Röportajın orijinali 15 Nisan 2007 tarihinde el-Cezire Net internet sitesinde yayımlanmıştır.
Muhammed Neccar / Amman
Bu röportaj IMAH Türkçe Resmi Sitesi için çevrilmiştir. © 2007
|