Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı''da, Sultan Abdülhamid’in Filistin’i parayla satmasını isteyen Yahudilere cevabına yer veriliyor
''Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı''da, Sultan Abdülhamid’in Filistin’i parayla satmasını isteyen Yahudilere cevabına yer veriliyor: “Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin'i hiç karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmem.''
Prof. Dr. Vahdettin Engin'in ''Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı'' adlı kitabı çıktı. Yeditepe Yayınevinden çıkan ve Prof. Dr. Engin'in yazılarından derlenen kitapta, üç kıtada kurduğu hakimiyetini yüzyıllar boyunca devam ettiren Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda içine girdiği dağılma süreci ve bu süreçte meydana gelen olaylara ilişkin bugüne kadar göz ardı edilen noktalara değiniliyor. Kitapta, ayrıca iç ve dış unsurların Osmanlı Devleti karşısında yürüttüğü yıkım politikaları, bu politikalar sonucunda yaşanan olaylar ve bu olayların sonuçları da temel başlıklar altında yer alıyor.
Prof. Dr. Engin'in Osmanlı arşiv kayıtları, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi gazetelerinden edindiği verilerle derlediği olaylar arasında, 19. yüzyılda Filistin'e yerleşmek isteyen Yahudilerin Abdülhamid'e verdikleri ilginç teklif de bulunuyor. İlk kez 1854 yılında Kırım Savaşı'nın ardından alınan dış borcun büyüdüğü ve ödenemez hale geldiğini 19. yüzyılın sonlarına doğru Yahudilerin Filistin'e yerleşmeye yönelik faaliyetlerine hız verdiğini anlatan Prof. Dr. Engin, Siyonist lider Theodor Herzl'in, Polonyalı asilzadelerden Newlinski aracılığıyla Sultan Abdülhamid'e yaptığı teklifte, Osmanlı'nın dış borçlarının tamamını ödemelerine karşılık Filistin'e Yahudi yerleşimine izin verilmesini istediğini belirtiyor.
Abdülhamid’in tarihi cevabı
Vahdettin Engin, Sultan Abdülhamid'in Polonyalı aracıya şu cevabı verdiğini aktarıyor: ''Ben bir karış bile toprak satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanları ile mahsuldar kılmıştır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın askerleri, birer birer Plevne'de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi bile geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana ait değildir, Türk milletinindir. Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin'i hiç karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmem.'' Prof. Dr. Engin'in aktardığı diğer olaylar arasında ''93 Harbi'' sonrası Türklere yapılan mezalim de dikkat çekiyor. Osmanlı'nın en ağır mağlubiyetlerden birini aldığı 1877-1878 savaşı (93 Harbi) sonrası Balkanlardaki yüz binlerce Müslüman sivilin, mallarını bırakarak kendilerini Anadolu'ya atabilmek için yollara düştüklerini ifade eden Engin, bu göç sırasında Bulgar ve Sırp çeteciler tarafından sivil halka yapılan saldırılarda 400 bin Müslüman sivilin hayatını kaybettiğini, 1 milyondan fazla Müslüman'ın ise göçe zorlandığını anlatıyor. HEYET Net- İtibar Haber
|