• Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size
Sabra ve Şatilla katliamına değinen Beşir’le Vals Yazdır e-Posta
Pazar, 08 Şubat 2009 13:24

Yaklaşık üç yıldır yatağında ölmek için çırpınan ve çürümeye yüz tutan 'Beyrut Kasabı' Ariel Şaron'un emri, İsrailli askerlerin yardımı ile İsrail yanlısı Hıristiyan Falanjist teröristler tarafından Sabra ve Şatilla kamplarındaki Filistinli katliamına değinmeye çalışan "Beşir'le Vals" Amerika'nın katliamlarından sonra Hollywood aracılığıyla 'özür' mahiyeti taşıyan filmleriyle benzerlik taşıyor.

Hollywood'dan çıkan savaş filmlerinde konsept bellidir. Amerika'nın devlet elemanlarının değişik (genellikle Müslüman) ülkelerde gerçekleştirdiği katliamı örtbas ya da 'yaptığımız katliam için üzgünüz' ifadeleri içeren yapımlardır. Seyirci bu tür filmlerden etkilense de ortaya somut bir gerçek çıkmadığı gibi, katliama maruz kalan ülke insanları öldükleriyle kalır, ABD özür dilemiş olur ve katliamına rahatlıkla devam eder. Hollywood da bu vesileyle kasasını doldurur. Şimdilerde ise işe yarayan bu sinsi taktiği İsrail uygulamaya başladı. Yaptığı katliamlar biriktikçe ve de dünya nezdinde suçluluk dosyası kabardıkça yavaş yavaş işlediği suçlar için özür mahiyetli filmler çekiyor.

Amaç İsrail devletine birazcık dokundurmak, ardından İsrail'e 'özür dilemesini bilen' izlenimi kazandırmaktır. Ülkemizde gösterime girmese de 'Limon Ağacı' filminde de bu konsept işleniyordu. Filminde limon ağaçlarıyla dolu tarlasının bitişiğine taşınan İsrail Savunma Bakanına karşı toprağını savunun bir Filistinli kadının hayatı anlatılıyordu. 'Limon Ağacı' filminde amaç 'biz sizin topraklarınızı gasp ettik, fakat size yaşayabileceğiniz bir alan bıraktık' demekti. Şimdi ise 'Beşir'le Vals' filmiyle Sabra ve Şatilla'da yaşanan ve zaten tüm dünya tarafından bilinen gerçeklerden az da olsa bahsederek İsrail'in soykırım kurbanından, soykırımcıya çıkan adını toplum nezdinde yumuşatmaktır.

Böyle bir katliamın 'özrü' olmaz

ABD, İsrail, Fransa ve Almanya ortak yapımı animasyon bir film olan 'Beşirle Vals' hafızasını yitirmiş Ari Folman adındaki bir İsrail askerinin rüyasıyla başlıyor. Rüyasında 26 köpek tarafından ölümüne kovalandığını görüyor. Bu olaydan sonra yola çıkan Ari Folman hafızasını yenilemek adına eski silah arkadaşlarıyla görüşmeye başlıyor. Arkadaşlarından eskiye dair hikâyeler dinleyen Folman rüyasının ne anlama geldiğini çözecek delilleri topluyor. 26 köpeğin sırrı, Falanjist askerlerin, daha çok Filistinli öldürebilmeleri için, Filistin köyüne gelen yabancıları haber veren 26 köpeği öldürmesidir. Ari Folman'ın yapmacık huzursuzluğu ve 'biz aslında büyük bir katliama göz yummuşuz' demeye çalışması bizler için hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü Ariel Şaron'un emriyle katledilen binlerce insanın yarısından fazlasının cesetleri tanınmayacak durumdaydı. Bu katliamdan kurtulan savaş mağduru çocuğun anlattıkları ise durumun vahametini yansıtır cinstendi: "İsrailli askerlerin havaya attıkları aydınlatıcı fişekler karanlığı gündüz gibi aydınlatıyordu. Evimize gelen askerler babamı kestiler, çocukları da vahşice katlettiler. Kız kardeşimin kafasının bıçakla kesilişi ise gözlerimin önünden gitmiyor.

O zaman hamile olan ablamın karnını da bıçakla deşip bebeğini çıkardılar. Çok sayıda akrabamı katlettiler."  Böyle bir katliamdan bahsedilirken ve bu tür katliamların hâlâ devam ettiğini görürken, İsraillilerin 'özür' anlamı taşıyan filmleri sadece insanlıkla dalga geçmek olur. Zaten İsrail bu konuda samimi olsaydı Ariel Şaron gibi bir katili başbakan yapmaz ve onun yargılanmasını sağlayacak bilgilere sahip kişi olan ve ifade vereceğini açıklayan Sabra ve Şatilla katliamını gerçekleştiren Falanjistlerin lideri olan Elie Hobeika'yı öldürtmezdi. Üstelik filmde Ariel Şaron tüm dünya tarafından bu katliamın emrini verdiğini ve bizzat yönettiği bilinmesine rağmen filmde sadece katliama sesini çıkarmayan bir komutan gibi tanıtılıyor. Zaten bu katliamı özetleyen cümle de yine İsrailli bir subay tarafından dile getiriliyor. "Kümese tilkinin girmesine izin veren biri, bütün tavuklar boğazlandığında şaşırmamalı"

Gerçek görüntüler etkiliyor

Beşir'le Vals filmin yönetmen koltuğunda ve senaryosunda Ari Folman'ı görüyoruz. 90 dakikalık film boyunca tek etkilendiğiniz sahne son dakikalarında gösterilen ve gerçek katliamdan alınmış görüntüler. Film boyunca gereksiz uygunsuz (cinsel içerikli) sahnelerin bulunduğunu hatırlatır, sıkıcı bir tonda ilerlediğini belirtiriz.

Film tüm ödülleri topluyor ama...

Başir'le Vals filminin tüm Avrupa'da ödülleri toplaması ve 'Yabancı Film' dalında Oscar'a aday olması bile seyirciyi huylandırmaya yetiyor. Filmde aklınızda kalacak tek detay ise çocuk yaştaki bir Filistinlinin koskoca roketatarla İsrail tankını vurduğu görüntüdür. O tankı vurduktan sonra çocuğa ne mi yapıyorlar? Şimdi yaptıkları gibi, kendilerini korumak için çocuğu öldürüyorlar.

 

 

HEYET Net- Milli Gazete