

| Irak'taki Filistinliler için Maalesef Türkiye'de Ümit Yok! |
|
|
| Salı, 21 Ağustos 2007 06:21 | |||
|
İsmail Yaşa Geçenlerde Irak’ta yaşayan Filistinli mültecilerin sözcüsü Muhammed Tevfik ile yaşadıkları sorunları konuştuk. Irak’taki Filistinli mülteciler işgalin acısını en ağır yaşayanlardan… Fakat kimse çığlıklarını duymuyor. Bunun bence iki nedeni var: Birincisi adı üzerinde Filistinliler… Amerika ve İsrail eksenindekilerin bu çığlığı duymaları zor… İkincisi, Irak’ta Filistinlileri hedef alan, işkence eden ve öldürenler İran destekli milisler… Bu nedenle diğer eksendekilerin 18 bin Filistinlinin yürekleri dağlayan halini görmeleri mümkün değil! Sabah akşam Filistin ve Kudüs diye feryadı figan etseler bile, Irak’taki Filistinlilerin sorunları karşısında üç maymunu oynarlar. Oynamak zorundadırlar; çünkü işin ucu kendi adamlarına dayanmaktadır. Örneğin Dahlan’ın ve Abbas’ın adamlarının Gazze’de yaptıklarını –haklı olarak- eleştirirler. Orada problem yok… En ağır hakaretleri ve küfürleri söyleyebilirler. Nasılsa Dahlan ve Abbas karşı eksendendir. Fakat Irak’ta Filistinlilere sadece Filistinli oldukları için yapılan insanlık dışı uygulamaları tek bir kelimeyle dahi eleştiremezler. Türkiye’deki belirli bir kesimin en büyük açmazıdır bu… İran, kırmızı çizgileridir. Aşamazlar… Daha da ötesini söyleyeyim; İslam ve İran arasında sıkıştıklarında İslam’ı satıp İran’ı tercih ederler. Örnek mi istiyorsunuz? Nevruz’a bakın… Serdar Demirel’in Vakit’te yazdığı eleştiri yazısının dışında kimse bir şey yazdı mı? Muktedâ Sadr, Kuzey Irak’a müdahale etmemesi için Türkiye’yi tehdit etmişti. O zaman, “Muktedâ ilkeli davranıyor” dediler. Dün İran ordusu Kuzey Irak’ı bombaladı, zaten hep bombalıyor da… Mutedâ’dan da, şakşakçılarından da “tıs” yok! İlke falan hikâye… Muhammed Tevfik, röportaj süresince dikkatli bir dil kullanarak açıkça kimseyi suçlamadı. “Biz Irak’ta mezhep örtüsü giydirilmiş siyasi çatışmanın tarafı değiliz” dedi. Filistinlileri hedef alanları “milisler” olarak tanımlamakla yetindi. Röportajdan sonra bu dilin işe yaramayacağı görüşümü dile getirerek daha açık konuşmasını istedim. Anlattıkları korkunç şeyler… Fakat gösterdiği resimler daha da korkunçtu. Vahşet kelimesi bile anlatmakta yetersiz kalır. “Milisler” dediğiniz zaman bazıları anlıyordu fakat dezenformasyonun da etkisiyle birçok insan kimin kastedildiğini anlamıyordu. Muhammed Tevfik, bu kez daha net konuşmaya başladı. Irak’ta yaşayan Filistinlileri hedef alanların başında Mehdi Ordusu geliyordu. Muktedâ Sadr’ın milisleri… Askeri Türbesi’nin kundaklanmasının ardından camileri yakan ve Cuma namazı sonrası camiden çıkan 6 kişiyi benzin döküp diri diri yakan da Mehdi Ordusu milisleriydi. Muktedâ Sadr’ın adamı Ali Eş-Şemmeri Irak Sağlık Bakanı idi, hatırlarsanız… Eş-Şemmeri döneminde hastaneler yaralı direnişçilerin ve yakınlarının avlandığı yerlere dönüşürken, bakanlığa bağlı ambulanslar milisleri Sünni mahallelerine baskına taşıyordu. İlginçtir, Ali Eş-Şemmeri Amerika’ya iltica etti. Irak’ta yaşayan Filistinliler, Türkiye’nin kendilerine sahip çıkmasını istiyorlar. Bunun için de bir kampanya başlatacaklarmış… Amaç Türkiye’nin Irak’ta yaşayan Filistinlilerin en azından bir kısmını mülteci olarak kabul etmesini sağlamakmış. Muhammed Tevfik’in kendisine söylemedim ama açıkçası ben pek fazla ümitli değilim. Konu Filistin ve Filistinliler olduğu için Türkiye’deki Amerika ve İsrail dostlarının böyle bir kampanyaya destek vermeleri beklenmemeli. Geriye kalıyor İslami kesim… Onların da bahsettiğim nedenlerle kampanya karşısında kör, sağır ve dilsiz olacaklarını söyleyebiliriz. Ne yani, Yeni Şafak’taki köşesinden Muktedâ abisine selam ve hürmetler gönderen yazar mı destek verecek? Yoksa Muktedâ Sadr’ı Türkiye’de “Irak’ın Che Guevarası” olarak tanıtan yazar mı?!.
|