Fransa, Irak'ta Rotayı ABD'ye Çevirdi (21-09-2007 12:03:37)��Kongo'da Çocuk Kaçırma Devam Ediyor (24-12-2007 17:44:43)��İşgalciler, Hedeflenenden Daha Erken Kaçıyor (26-08-2007 17:07:41)��Rusya'dan İran'a 250 Savaş Uçağı (31-07-2007 10:22:48)��ABD'de Eğitim Jeti Düştü: 2 Ölü (24-04-2008 14:16:42)��Sarkozy'e Tepkiler Sürüyor (09-05-2007 14:50:28)��2 Sivil Öldürüldü (19-08-2008 01:44:44)��Sarkozy'nin Partisinin Seçim Zaferi (18-06-2007 04:35:37)��Hamas Lideri Meşal, Mısır'da (22-02-2007 03:55:58)��Vietnam'da Köprü Çöktü (26-09-2007 14:54:48)��BM'den İsrail'e Kısıtlamaları Kaldırma çağrısı (28-11-2007 12:52:00)��Etiyopya Askeri Sudan Üsse Saldırdı (08-07-2008 18:48:19)��2007de Afganistan'da 110 İşgalci Öldürüldü (02-01-2008 17:24:31)��
heyetnet 2006
  • Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size
  • An Image Slideshow
  • An Image Slideshow
Irak'ta Bünyeyi Kemiren Kurt! Yazdır e-Posta
Pazartesi, 05 Mayıs 2008 13:06

Cihangir İşbilir

Her ne kadar Irak Anaysasının 14. Maddesi tüm Iraklıların kanun önünde eşit olduğunu ve hiçbir ayrımcılığa tâbi tutulmayacağını ifade etse de, bunun bir aldatmacadan ibaret olduğunu her akıl sahibi biliyor.

           

Amerikan işgali sonrası mezhepler ve etnik kimlikler arasında o kadar keskin çizgiler çizildi ve o kadar anlamsız ve tehlikeli kavgalar yaşandı ki fiilen bölünmüş Irak'ın hukuken bir bütün gibi gösterilmeye çalışması, kâbusu örtbas etme gayretinden başka mânâ ifade etmiyor.

           

Mezhepler arası çatışma, etnik mücadeleler, işgale direniş, adi suçlardaki artış, Şiî gruplar arasındaki güç mücadelesi, merkezi yönetim üzerindeki iktidar savaşı ve ABD ile İran'ın Irak üzerinden hesaplaşması Irak'ı girift bir ilişkiler yumağı içindeki kızgın bir cendreye dönüştürmüş durumda.

           

Bilhassa Şiî ve Sünnî lider şahsiyetlerin öldürülmesi, her iki mezhep mensuplarından da zaman zaman insanlık dışı infazların yaşanması ve mescidlerin hedef alınması, tekfircilik, mezhep taassubu, cehâlet ve karanlık odakların manüplatif psikolojik harp teknikleriyle farklılıkları körüklemesi iç kargaşayı artıran en mühim sebepler. Bunlar Irak'ın yaşadığı kâbusun iç sebepleri.

           

Dış faktörlerin başında ise ABD işgali geliyor. 2 Mart 2003'te başlayan ABD bombardımanı ve ardından gelen işgal, ABD Başkan'ı Bush'un sözde zaferini ilan ettiği 1 Mayıs 2003'ten beri tüm çirkinliği ve karanlığı ile devam etmekte. Beş yıl sonunda yüzbinleri aşan sivil insan kaybının yanında, bölge insanının önüne aşılması zor engeller inşa edilmiş, Irak'ın serveti yağmalanmış durumda. İsrail'in Arap gücünü parçalamak için her türlü stratejiyi devreye koyması ve bölge ülkelerinin müdahaleleri Irak'taki çatışmaları besleyen diğer dış faktörler.

           

2006 Şubat'ında Samarra'da Şiîlere âit olmakla birlikte aslında Sünnîlerce de kutsal sayılan mekânların saldırıya uğraması mezhepler arası savaş Irak'ı tam bir kaosa sürüklemiştir. İşgalci güç bu şekilde bir mevzii kaznamış, kendisine doğrultulması gereken silahlar, dâhilî odaklara çoğu kez de sivil ve masum hedeflere yöneltilmiştir.

           

Bugüne kadar yaklaşık 700 bin insanın öldüğü ve 50'yi aşkın silahlı grubun faal olduğu Irak'ta bir başka sorun mültecî veya göç sorunu. İşgalin başladığı günden bu yana 4.2 milyon insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalmış durumda. Bu krize son yüzyılda Filistinlilerin başına gelen felâketten sonra ikinci mültecî krizi denilebilir. Özellikle son iki yıldır artarak devan eden mezhep çatışması bu krizi daha da alevlendirmiştir. Irak'a demokrasi ve özgürlük getirmeyi vaadeden küresel aktörler ise maalesef bu insnalık dramının çözümüne yönelik tek bir adım dahi atmamıştır. Artan şiddet olayları, adam kaçırmalar, bombalamalar ve asayiş sorunu mültecî sorununu her geçen gün artırmakta, her gün 2000 insan evini terketmektedir. Önümüzdeki süreçte Suriye ve Ürdün'de bulunan Iraklı mültecilere gerekli yardımlar yapılmazsa ve diğer ülkelerdeki mültecilerin yasal sorunları çözülmezse çok acı trajediler yaşanabilir.

           

Irak'ta şu an bulunan 180 bin özel sözleşmeli personelin 25 bini kiralık askerdir ve Haziran 2004'te yönetimin devrinden hemen önce yapılan bir düzenleme ile sözleşmeli askerlerin hiçbir şekilde Iraklı otoritelerce yargılanamayacağı karara bağlanmıştır. Bugün bu kiralık askerlerin sivillere yönelik cinayetleri artarak devam etmekte ve ABD ne de Uluslararası mahfiller bu cinayetlere dur diyebilmektedir.

           

Yargının iflas ettiği, hapishanelerin işkence merkezleri haline geldiği Irak'ın yaşadığı kâbustan kurtuluşu için henüz bir çıkış yolu görünmemekte. Kimin elinini kimin cebinde olduğunun bilinmediği Irak'ta huzurlu bir gelecek hâlâ çok ırak.

           

İslam ülkelerinin içinde bulunduğu acziyet ve Batıya bağımlı yönetimlerin varlığı devam ettikçe hiçbir Batılı ülkenin Irak'a muhtaç olduğu refah ve özgürlüğü temin edemeyeceği gayet açık. Iraklı müslümanlar önce Samarra'da düşen 'birlik' bayrağını kaldırabilmeyi başarmalılar ondan sonra zaferi beklemeliler. Dâhilî fitneler bertaraf edilmedikçe hâricî düşmanlarla başedilemez.

           

Velhâsıl, çare çok açık: Irak'ın can damarını koparan, kanını emen, bünyeyi kemiren asıl kurt olan dâhili keşmekeş ve mezhebî ihtilaflar bir an evvel öldürülmeli!

TimeTurk

 

 

 

 

 

 

 
eXTReMe Tracker