Somali'de İslami Direniş Hakim (17-11-2008 00:59:46)��Gazze'de Dört Mücahit Şehit (17-11-2008 00:58:47)��Afganistanda İşgalcilere Darbe (17-11-2008 00:56:17)��Bağdatta Patlama ve Mechul Cesetler (13-11-2008 11:37:29)��15 Polis Tutuklandı (12-11-2008 10:45:29)��Dört Vatandaş Yaralandı (11-11-2008 12:21:55)��Bağdat'ta Patlamalar (11-11-2008 11:44:39)��Çin'de 6.3 büyüklüğünde deprem (10-11-2008 11:08:26)��ABD'de işsizlik rekor düzeylerde (09-11-2008 14:08:40)��Rus denizaltısında kaza (09-11-2008 14:06:47)��Bir İşgal Askeri Öldü (06-11-2008 11:14:59)��Kerkükte Bir Ceset Bulundu (06-11-2008 11:11:30)��Pakistan'da intihar saldırısı: 8 ölü (02-11-2008 08:47:34)��
heyetnet 2006
  • Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size
  • An Image Slideshow
  • An Image Slideshow
Irak Küresel Ekonomi Denklemini Değiştirdi Yazdır e-Posta
Pazar, 13 Nisan 2008 13:24

 

Savaşın ekonomiyi canlandırdığına dair yaygın kanının aksine, Irak savaşı ABD'nin sorunlarını ağırlaştırdı. En büyük ekonomik güç hasta olunca tüm dünya olumsuz etkilendiğinden, gelecek yıllarda hasar tamiriyle uğraşacağız

 

 

Joseph E. Stıglıtz

 

Bazıları yaklaşan Amerikan seçimlerinde iki meselenin öne çıktığını söylüyor: Irak savaşı ve ekonomi. Savaşın beklenenden iyi gittiği, ekonomininse kötüleştiği dönemlerde ekonomi savaşı gölgede bırakır; fakat bugün ikisi de iyi gitmiyor. Bir bakıma seçimin tek bir meselesi var, o da ABD'nin ekonomik sorunlarını ağırlaştıran savaş. Ve dünyanın en büyük ekonomisi hasta olduğunda (şu an çok hasta), bundan bütün dünya olumsuz etkileniyor.

 

Savaşların ekonomi için iyi olduğu gibi yaygın bir fikir vardır. 2. Dünya Savaşı'nın küresel ekonominin Büyük Buhran'dan çıkmasına yardım ettiği düşünülür. Fakat en azından Keynes'ten beri ekonomiyi nasıl daha etkin biçimde canlandıracağımızı ve uzun dönemli üretkenliği artırıp hayat standardını yükseltme yollarını biliyoruz.

 

Özellikle Irak savaşı ABD ekonomisi için iyi olmadı; bunun üç nedeni var: İlki, petrol fiyatlarının artmasına katkıda bulundu. ABD savaşa girdiğinde petrolün varil fiyatı 25 dolardan azdı ve piyasalar fiyatın 10 yıl daha bu düzeyde kalmasını bekliyordu. 'Gelecek alıp satanlar' Çin'in büyümesinin ve diğer yükselen pazarların farkındaydı; fakat esasen düşük maliyetli Ortadoğulu tedarikçilerden gelen arzın, taleple uyum halinde yükseleceğini bekliyorlardı. Savaş bu denklemi değiştirdi. Daha yüksek petrol fiyatı Amerikalıların (ve Avrupalılarla Japonların) normalde ülke içinde harcayacakları yüz milyonlarca doları Ortadoğu'daki petrol diktatörlerine ve diğer bölgelerdeki petrol ihracatçılarına akıtması anlamına geliyor.

 

Dahası Irak'a harcanan para ekonomiyi canlandırmıyor ve uzun dönemli büyümeye pek katkısı olmuyor. İktisatçılar 'paranın alım değerinden', yani harcanan her bir doların ürettiği canlanmadan söz ediyor. Irak'ta çalışan Nepalli bir müteahhite harcanan dolarlardan daha az canlanma elde edildiğini tahayyül etmek zor. Çok miktarda doların dışarıya gittiği bir ortamda Amerikan ekonomisi göründüğünden çok daha zayıf şekle bürünmüş olmalı. Fakat ekonomideki sorunların üzeri, yönetimin savaşın gerçek maliyetlerini yanlış muhasebeyle gizleme çabasından daha fazla, Merkez Bankası'ndan gelen likidite akışı ve gevşek finansal düzenlemeyle örtüldü.

 

Ekonomiye öyle çok para pompalandı ve düzenlemeler o kadar gevşekti ki, önde gelen bir Amerikan bankası kredilerinin reklamını 'doğuştan yetenekli' sloganıyla yapıyordu -ortada hiçbir kredi standardı olmadığı daha iyi ima edilemez. Bir bakıma strateji işe yaradı: Konut fiyatlarındaki ani yükseliş tüketim patlamasını besledi, tasarruf faizleri sıfıra indi. Bu ekonomik zayıflığın ertelenmesinden başka bir şey değildi. Bush yönetimi Kıyamet Günü'nün Kasım 2008'den sonra geleceğini umuyordu. Fakat işin gerçek yüzü Ağustos 2007'de anlaşılmaya başlandı. Şimdi buna çok küçük, çok gecikmiş ve çok kötü tasarlanmış bir canlanma paketiyle yanıt veriliyor. Paketin yetersizliğini görmek için son yıllarda alınan ve çoğu tüketime harcanan 1.5 trilyon dolardan fazla ev ıslah kredisiyle kıyaslayın. Konut fiyatlarının daimi döngü halinde olduğu inancına dayanan bu oyun bitti.

 

Konut fiyatlarının düşmesi (ve daha da düşecek olmasıyla) beraber ve bankaların mali konumlarından emin olmaması nedeniyle, kredi verenler krediyi kesecek ve ev ahalisi de kredi almayacak. Yani, finans sistemine ilave likidite zerk eden Merkez Bankası belki bir çöküşü engelledi, fakat bu tüketimi veya yatırımı fazla canlandırmayacak. Tersine, bu paranın çoğu yüzünü dışarıya çevirecek.

 

Savaşın Amerikan ekonomisi için kötü olmasının bir üçüncü nedeni var. ABD savaşa muazzam bir para harcamakla kalmayıp, engelli olarak dönen (çoğu çok ciddi vakalar) gazilerin yüzde 40'ının tazminatlarının ve sağlık giderlerinin büyük kısmını henüz ödemedi.

 

 

 

Irak'ın finansmanı çok farklıydı

Dahası bu savaş Amerikan tarihindeki diğer savaşlardan farklı şekilde finanse edildi.

 

Normalde ülkeler, genç kadın ve erkeklerden hayatlarını riske atmalarını isterken ortak fedakârlık çağırısı da yapar. Vergiler artırılır. Ceremenin ne kadarını gelecek kuşakların çekeceği tartışılır. Bu savaşta böyle bir tartışma yapılmadı. ABD savaşa girdiğinde bütçe açığı vardı. Ancak Bush akıl almaz bir biçimde zenginlerin vergilerinde indirim yapılmasını istedi ve bunu elde etti. Bu da savaşa harcanan her doların borç alınması anlamına geliyor.

 

Devrimci Savaş'tan beri ilk kez ABD savaşın finansmanı için yüzünü yabancılara dönmek zorunda kalıyor, zira Amerikalılar tasarrufta bulunmuyor. Rakamlara inanmak zor. Ulusal borç sekiz yılda yüzde 50 arttı ve 1 trilyon doları savaştan kaynaklanıyor -bu meblağ 10 yıl içinde muhtemelen ikiye katlanacak.

 

Bir yönetimin bu kadar kısa sürede bunca zarar verebileceğine kim inanırdı? ABD ve dünya, gelecek on yıllarda bu hasarı tamir etmekle meşgul olacak.

 

 

 

 

 

 

(Eski Dünya Bankası başekonomisti, 2001 Nobel Ekonomi Ödülü'nü aldı, 11 Nisan 2008)

Çevri Radikal

 
eXTReMe Tracker