| Irakta Gizli Cezaevleri |
|
|
| Pazartesi, 23 Mart 2009 00:10 | |||
|
Irak’ta Gizli Cezaevleri / Sare Ali
Amerikan işgal güçleri eliyle Irak’ta ciddi olarak yaşanan kötü durumun yanında en kötü olanı gizli hapishaneler olarak bilinenleri. Öyle ki bu hapishaneler arasında Amerikalılara ait birçok cezaevi bulunurken milislere ait olanları ve mevcut İçişleri Bakanlığı ile Savunma Bakanlıklarına ait olanları da mevcut. Bunlardan bazılarının çok yakından takip ettiğimde gece yarısı sokağa çıkma yasağı uygulandığı esnada Bağdat Karh tarafındaki el İ’lam bölgesinde bulunduğunu unutmayacağım. Pepsi şirketine ait genel merkezin bulunduğu binaya yasağın uygulandığı saatlerde İçişleri Bakanlığına ait araçlar ve arkasında içinde insanların bulunduğu büyük kamyonlarla birlikte giriş yapılmaktaydı.
Bu tutukların hepsi Iraklı Sünnilerden oluşmaktaydı; neler olup bittiğini, kendilerini neyin beklediklerini bilmeyenlerden…Ancak diğer sabahın başlangıcı ile birlikte şehit edilmiş bu masum Iraklıların cesetleri korkunç işkence izleriyle dolu olarak sokaklara, çöplüklere fırlatılmış halde bulundu. Bu durumda bir şahıs Amerikan güçlerinin nerede olduğuna dair bir soru sorabilir. Nerdeydi bunlar?
Belki de işgalciler bu olayın arkasındaydılar veyahut en azından habersizmiş gibi davranarak dünyaya Ehli Sünnete karşı işlenen bu işlerden memnun kalmadığı izlenimi vermeye çalışmaktaydılar. Zaten bu nedenle Amerikalılar iki sene öncesinde Irak İçişleri Bakanlığına ait bir gizli cezaevine baskın gerçekleştirmişlerdi. Solağ liderliğinde bu bakanlığa ait içinde 150 Sünni Iraklının tutulduğu ve Cadiriye Cezaevi diye anılan yerde işkence, çirkin muamele ve ihlallerin yaşandığı görüldü. Akabinde de suçluların cezalandırılması için mahkeme açıldı, ancak sonuçta hiçbir şey olmadı.
İsminin gizli kalmasını isteyen Anayasa Mahkemesi çalışanlarından biri kendilerine gelen soruşturma taleplerine yönelik davaların gece yarısı yok olduğunu söyledi. Bu davaların çoğunun adam kaçırma, hırsızlık ve cinayet gibi milislerin, siyasi partilerin, hükümet içindeki etkili örgütlerin karıştığı davalar olduğu söyleniyor.
Yaklaşık 150 Iraklının çok zor şartlar altında tutulduğu Cadiriye Cezaevi dosyası gizlendi. Yine diğer bir cezaevi dosyasıyla ilgili mahkumların rivayetlerine göre başkent Bağdat’ın doğusundaki Habibiye bölgesinde yer alan cezaevi Bedir Örgütü’ne bağlı İntikam adlı soruşturma teşkilatınca yönetilmekteydi. O zamandan şimdiye bu gizli cezaevlerinde yaşanan skandallardan birisi de Kazimiye’deki tutukların bulunduğu yerde idam odasının bulunması idi. İngiliz Independent Gazetesinin son günlerde açığa çıkardığı bu olaya dair Maliki Hükümeti bir cevap vermedi.
Kesinleşen haberlere göre İçişleri Bakanlığı cezaevlerinde hiçbir evrak, soruşturma olmaksızın veya itham bulunmaksızın tutulan mahkumların ve tutukluların isimlerini açıklamaktan kaçınmaktaydı. Öyle ki Adalet Bakanlığı ve İnsan Hakları Bakanlıkları da resmi olarak İçişleri Bakanlığının elinde tutuklu bulunanların isimlerini bildirme noktasında tasarruflarda bulunarak işbirliği yapmaktan kaçındığına dair çok kere şikayette bulundu.
Güvenilir kaynaklar İçişleri Bakanlığına bağlı gizli yerlerde 600 civarında Iraklı ve muhtelif ülkelerden Arap vatandaşın tutulduğunu kaydediyor. Buralarda tutuklulara yönelik olarak günlük program çerçevesinde işkence uygulanıyor. Bu mahkumlar İran istihbaratı tarafından işkence yöntemlerinde yetiştirilmiş ve meşhur olan Bedir Tugaylarına mensup İçişleri Bakanlığı Cellatlarınca dayanılmaz işkencelere maruz kalıyorlar ve sonuçta ne söylenirse, hangi suç dile gelirse onu itiraf etmeye, üstlenmeye hazır haldeler. Tutuklularla ilgilenen teşkilatlar ve komiteler mahkumların hapis edildikleri odalarda bu insanların gerçek isimlerinin dışında isimler kullanıldığını, örneğin beyaz, kırmızı, siyah veya diğerleri şekilde isimlendirdiklerini söylüyor.
2008 Kasım ayının bir gecesinde gizli cezaevlerinin mevcudiyeti meselesinin kesinleşmesine dair bir olay yaşandı. Başkent Bağdat’ta mevcut İçişleri Bakanlığı binasında büyük bir yangın çıktı, binanın sekizinci katında çıkan yangın kattaki diğer odalara da sıçradı. Görgü tanıkları Bağdat’ın birçok yerinden binadan yükselen dumanların görüldüğünü nakletti. Hükümetin kendisi bir müddet sessiz kalmayı tercih etti; ancak olay mezhepçi medya organlarına yansıdıktan sonra bakanlık adına resmi sözcü Tümgeneral Abdulkerim Halef basın mensuplarına hitaben şunları söyledi: “Mutfak koridorlarından patlak veren yangın gaz kaçağı nedeniyle başladı, bir buçuk saat sonra söndürüldü ve mutfak malzemeleri maddi hasar gördü.”
Oysa bu açıklama hakikatten son derece uzaktı; çünkü yaşananlar bakanlık bünyesindeki sorgu odalarında bakanlık cellatlarının Iraklı tutuklu ve mahkumlara yönelik işkencelerinde kullandıkları oksijen veya gaz silindirlerinin sonucunda yaşanmıştı. Bu bağlamda merhum Hasan Basri zamanında yaşanan bir olayı hatırlatmak isterim. Basri küçük odaların inşaatında çalışan işçilerin bulunduğu bir yerden geçer ve şunu sorar: “Bu da nedir?” İşçiler: “Mahkumlar için zindanlardır.” cevabını verirler. Basri de onlara şunu söyler: “Size bunu inşa etmenizi söyleyenlere deyiniz ki buraları biraz daha genişletsinler; zira yakın bir zaman gelir ve olur ki onlar da içine girerler?” Belki de bugünkü Irak cezaevlerinde kendi projelerini yürüten belirli kesimler bir gün zulüm halkasının kendilerine döneceğini düşünmelidirler?
Bu makale HEYET Net Türkçe Resmi Sitesi için Özel Çevrilmiş olup Makaledeki Görüşler Yazarın Şahsi Görüşleridir © 2009
|