| Iraklı Çocuklar Pazarlarda Satılınca |
|
|
| Perşembe, 19 Kasım 2009 23:49 | |
|
Birkaç gözde İsveç gazetesi iki hafta önce Tracey Christensen ve meslektaşı Thor Bjorn Andersen tarafından hazırlanan bir araştırma raporu yayınladı. Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezinden yayımlanması itibariyle son derece güvenir olan bu rapor Irakta beklenmedik bir etki oluşturdu. Medyaya göre araştırma 12’den fazla dile çevrildi. İsveç televizyonunda gösterilen raporla ilgili 24 Ekim tarihinde Arab News adlı internet sitesindeki bir makale; gazeteci ve meslektaşı eski bir araca saklanarak Iraklı çocukların ve gençlerin satıldığı ve büyük bir Pazar olarak nitelendirdikleri yerden ses kayıtları ve görüntüler elde etti. Gazeteci Anderson raporunda dört yaşını aşmamış Iraklı bir kız çocuğunun 400 $’dan daha az bir miktara yani Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin masasındaki çiçeklerin fiyatından bile daha ucuza satışa çıkarıldığına dikkat çekti. Bu rapor; Irak’ta özellikle çocukların satılmasına değinen ilk rapor değil. Bu hadise işgalden önce Irak’’ta hiçbir zaman meydana gelmedi. Amerikan işgalini takiben özellikle kötü siyasi, ekonomik ve sosyal durum içerisinde kötüleşen hadiseye dair endişeler dile getirilmiş ve yıllar önce meseleye işaret eden birkaç rapor yayımlanmıştı. Amerikanın Irak işgalinden fayda sağlayan ve halen sağlamaya devam eden herhangi biri Christensen Andersen’in raporunda olduğu gibi eksik belgelenmiş bir rapor olarak güvenini sarsmaya çalıştı; çünkü onlar bu tür bir hadisenin varlığını reddedenlere göre tartışmalı rakamlara dayandılar. Irak’ın işgali sadece Iraklı çocukların satılmasına neden olmadı. Yaklaşık iki yıl önce, başka bir skandal ise Iraklı kalp hastası çocukların tedavi için İsrail’e gönderilmesiydi. Sanki onların tedavisini dünyada bir tek ırkçı devletin hastaneleri yapıyordu. Birçok kişi bu hikâyeyi yalanladı ve onların söylentiden ibaret olduğunu belirtti. Amerika işgali boyunca sorumluluk almaktan kaçındı, devam eden, meydana gelmiş olayların Irak’ın önceki rejiminden kaynaklandığı şeklinde olayları saptırarak aynı bahaneleri tekrarlayıp durdu. İki yıl önce Bağdat’ta Irak televizyon kanalında bir yetimhane raporunu görme fırsatım oldu. Çocukların aileleri ile bağlantılarının olduğunu sağlıklarının iskeleti andıracak derecede ne kadar kötü durumda olduğunu görebildik. Bu görüntüler Afrika’nın yoksul şehirlerinde açlıktan ölmek üzere olan çocukların durumu ile aynıydı. Rapor gösteriyor ki yetimhane yetkilileri çocuklara verilmesi gereken gıda ve yemekleri çalıyordu. Aynı zamanda onların ısınma ve yıkanma gibi basit olan ihtiyaçlarını ve diğer her şeyi de engelliyorlardı. Burada çocukların üzerine odaklanmak Irak’taki diğer yaş gruplarının iyi olduğu anlamına gelmiyor. Irak’ta pek çok kanıt göstermektedir ki yükselen ahlaki bozukluk, fuhuş, yoksulluk ve yetersiz beslenme gibi kötü durumlar ülkenin başta gelen temel meseleleridir. İşgalden önce hiçbir zaman görülmeyen dilencilik, tecavüz, soygun ve her türlü suç, esrar kullanımı gibi artışlar gösterdi. Rejime muhafelet meselesini anlayabiliriz; fakat Saddam Hüseyin rejimine karşı gibiymişcesine duran Iraktaki bazı gruplar, dış güçlerin yardımı ile güç elde ettikten sonra diğerlerinin bu ülkeye yaptığı gibi yıkım ve imha dışında hiçbir şey yapmadılar. Onlar “diktatör ve onun devrik rejimi”nin otoritesinden Iraklıları kurtarmak; sözde felaketlere ve haksızlıklara karşı onlara yardım bahanesiyle Irak halkına ölüm getirdiler. Bu kişiler sabık Irak rejiminden daha kötü ve kanlı eylemler içerisinde her türlü günahı taahhüt etmekten başka ülkeyi yöneterek gerçekte neyi başarabildiler? Onlar daha önceki herhangi bir rejimden farklı bir şekilde bir muhalefet sürdürüyorlar. Bunu Yeşil Bölge’yi kontrol altına aldıktan sonra yaptılar. Bundan dolayı milyonlarca Iraklıyı öldürdüler veya öldürülmelerine yardım ettiler, göçe zorlayıp yerlerinden sürdüler. Yedi yıldır devam eden işgal döneminde Iraktaki bu ölü sayısı Baas rejiminin 35 yıldan fazla süren iktidar dönemindeki öldürülenlerin iki katıdır. Irakta Yeşil Bölge’deki sorumlu olanların, özgürlük, demokrasi ve insan hakları sloganları atan Amerikalılar ve diğerlerinin gözleri önünde vukubulan çocukların aşağılayıcı ve insanlık dışı şekilde satılmalarına gelince:Bu yaşananlar; hukukun üstünlüğünün olmadığı ve siyasi parti olduğunu iddia eden çetelerin hakim olduğu bir ortamın doğal bir sonucudur. Eğer nüfuz sahibi liderler bundan faydalanıp kolaylık sağlamasaydılar bu insan ticareti bu kadar yayılmayacaktı. Önde gelen partilerin yardımı veya cesaretlendirmeleri olmasaydı çocukların bu şekilde alenen satılması mümkün olmayacaktı. Bu gelişen olayın ışığında, tüm insan hakları örgütleri ve çocuklar (Özellikle de bu gibi yayınların varlığını yalanlamayan UNİCEF) , vicdan sahibi insanlar ve diğer yardımcı olmak isteyen herkes bu trajediye son vermek için bütün bu olayların açıklanmasını talep etmelidir. İsveç devleti raporun yayınlanmasından sonra Iraktaki çocuklara kapıları açmış oldu. Bu yaşanan durum Arap halkı için aşağılayıcı bir durumdur. Neden Arap ülkeleri de Iraklı çocuklara sığınacakları bir kapı açmıyorlar? Bu makale HEYET Net Türkçe sitesi için özel çevrilmiştir. © 2009
|