| İki Sebep Irak’ta Arap Zirvesinin Yapılmasına Engel |
|
|
| Perşembe, 09 Şubat 2012 15:39 | |||
|
Velid El-Zübeydi
Irak’ta Arap Birliği zirvesinin yapılmaması için iki temel neden vardır. Bu nedenlerden biri Irak, diğeri ise Araplardır. Bu sebeple Arap Birliği'nin gelecekteki zirvesinin Irak’ta düzenleme kararını almadan önce bu iki sebep üzerinde düşünmesi gerekmektedir. Bu iki sebep şunlardır:
Birincisi: Irak’taki siyasi sürecin ve hükümetin oluşturulması her zaman Amerika’nın müdahalesi sonucunda fırında pişirilip hazırlanan tencereden çıkmasından dolayı sakat bir şekilde yürümektedir. Bu durum Arap ülkelerindeki karar alıcılar ve Arap Birliği’ndeki yetkililer için bir sır değildi. Çünkü Irak’taki tüm siyasi güçler Amerika’nın baskısıyla bir araya gelmektedirler. Amerika’nın Irak’taki siyasi gücü bir araya getirmede görev dağılımını, Washington’da Amerikan Başkanı yardımcısı Jeo Biden ve Amerika’nın Bağdat Büyükelçisi ellerinde tuttukları sopayla birlikte, ABD Hava ve Kara kuvvetlerinin helikopterleri ile Irak’ın siyasi sürecindeki tüm taraflara güvenliği sağlamaktadırlar. İşte bu nedenle Irak meselesini takip edenlerin çoğu, 20 Aralık’ta Amerikan askerlerinin çekilmesinin üzerinden 48 saat bile geçmeden Irak’taki, siyasi sürecin ve hükümet sisteminin bu kadar hızlı ve çabuk bir biçimde bozulmasına şaşırdı. Hatta Irak’ta yapılan siyasi süreçteki anlaşmalar da 48 saat içinde boncuklar halinde paramparça oldu. Irak’taki bu durumdan sonra Arap ülkelerindeki ve Arap Birliği’ndeki karar alıcıların çoğunu, Arap zirvesinin Bağdat’ta yapılması üzerinde dikkatlice durmaya sevk etmektedir. Çünkü Irak’taki siyasi çöküş büyük olasılıkla uzun bir süre daha devam edecektir. Bu nedenle şüphesiz ki, Arap Birliği’ndeki Arap liderin ve yetkililerin tümü, düzenlenen konferansın siyasi açıdan istikrarlı, içsel ve dışsal olarak hiçbir tarafından fırtınalar esmeyen bir başkentte hazır olmak ister. Herkesin söylediği gibi, gelecek günlerde Irak’taki siyasi süreçte yaşanan olay ve bölünmelerin nasıl aşılacağı konusu hâkim.
İkinci nedeni ise; herkes Irak’ın güvenlik durumunu basın aracılığıyla takip etmektedir. Ve Irak’taki güvenlik durumunun oldukça kötüye ve tehlikeye girdiğinden bahsetmektedir. Gözlemcilerin, başka herhangi bir ülkede meydana gelmeyen ve sadece Irak’a özel bir durum olan çok önemli bir noktanın üzerinde durması gerekmektedir. O da herkese göre, Irak’taki güvenlik sorunlarının, bomba patlamalarının, suikast olaylarının artmasının sebebini, ülkede siyasi taraflar arasındaki anlaşmazlıklarla ilişkilendirmekte ve meselenin önemine işaret etmektedir. Çünkü Arap ülkelerindeki ve dünyadaki politika yazarı ve yorumcuları, Irak’taki güvenlik sorununu, vatandaşların güvenliğinden sorumlu taraflara yönelik açık ve net bir şekilde suçlamalar yöneltmektedir. Irak’ın her gün her kentinde gerçekleşen patlamalarla ilgili Irak hükümetine ve politikacılara yönelik bu tür suçlamaların yönetilmesi, aynı zamanda Arap karar alıcılarına da, güvenlik bakımından şiddet ve bölünme yaşayan Irak’taki zirvede, hazır bulunmalarının önünde engel olduğuna ilişkin birçok mesajı vermektedir. Dolayısıyla Irak’ta güvenlikten sorumlu ve siyasi süreçte aktif taraflara yöneltilen suçlamalara, sıkıca korunan ve girilmesi zor olan yeşil bölgedeki parlamento binasını hedef alan bomba yüklü aracın patlamasını söylediklerimize iyi bir örnek olarak verebiliriz. Çünkü patlamanın ardından siyasi taraflar karşılıklı olarak birbirini suçlamıştı. Ayrıca taraflar, bu bölgeye bomba yüklü aracın girmesinin arkasında mutlaka hükümet içerisindeki siyasi taraflardan birinin parmağı olduğu yönünde kanaat getirmiştir. Bu kanaatlerden biri, El-Irakiye listesi bünyesinde olanlar, yeşil bölgedeki bombalı aracın hedefinde Irak Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi’nin olduğunu söyleyerek, suçlamaları Maliki hükümetine doğrultmuştur. Bir diğeri ise Kanun Devleti üyelerinin, bombalı aracın hedefinde Başbakan Nuri El-Maliki’nin olduğunu söylemesidir ve El-Irakiye listesini suçlamasıdır. Bu nedenle patlamanın üzerinden iki ay geçmesine rağmen ne hükümet parlamento önündeki patlamayla ilgili yaptığı soruşturmanın sonucunu bildirdi, ne de parlamentodaki güvenlik ve savunma komisyonu olayla ilgili yaptığı incelemeler sonucunda patlamanın arkasındaki tarafın kim olduğunu açıkladı. Bu da siyasi süreçte bulunan gruplar arasındaki güvensizliğin bir kanıtıdır. Aslında siyasi taraflar arasındaki güven eksikliği sorunu hükümet ve parlamento kararları eksenine sıkıştırılmamalıdır. Bununla birlikte, Irak’ta en tehlikeli meselelerden biri de, siyasi süreçteki ve hükümetteki tüm taraflar sinsice birbirlerini katletmek ve yok etmek için uğraşmaktadır. Bu yüzden Irak’taki siyasi taraflar arasındaki güvensizlik sorunu siyasi sistemdeki parçalanmanın daha fazla artacağını netleştirmektedir.
Bir diğer tehlikeli mesele ise, bugün Irak’ta siyaset ve hükümet içindeki taraflar cinayet işlemekle suçlanmaktadır. Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Erbil’de firardadır. Başbakan Nuri El-Maliki’nin basın aracılığıyla, üç yıldan beri Irak’ta işlenen cinayetler dosyasını gizlemesine ilişkin açıklamasının ardından El-Irakiye listesi, hukukçulardan ve avukatlardan hakkında dava açmalarını talep etmişti. Çünkü Maliki’nin, bu tutumu Iraklıları katleden grupların üzerini örtbas etmesi anlamını taşımaktadır. Bu sebeple Irak’ın şimdiki hükümeti tehlikeli cinayet dosyalarıyla karşı karşıyadır.
Kuşkusuz ki, Arap Birliği liderleri ve kralları, ev sahipliği yapan mercilere ilişkin yöneltilen tehlikeli cinayet suçlamalardan ötürü, Irak’taki konferansta hazır bulunmaları mümkün değildir. Çünkü Irak’taki siyasetçiler en kötü ve en ağır cinayet suçlamaları yükü altındadırlar.
Orijinal Arapçası için lütfen tıklayın
Bu makale HEYET Net Türkçe sitesi için özel çevrilmiştir. © 2012
|