| Her Yıl Irak Gençleri İle İyi Olsun |
|
|
| Perşembe, 12 Nisan 2012 14:28 | |||
|
Casim El-Şammari
Gençler, bir ulusun enerji üreten kadrolarını oluşturur ve ülkelerinin temelinde ve yapılandırılmasında bir umutturlar. Onlar ülkeleri için bitmez tükenmez fedakârlıkla hayatlarını yeniler ve taze bir enerji olurlar. Bu nedenle; başarılı liderler, gençlerin taleplerini anlamaya ve onlara saygı göstermeye çalışırlar. Gençliğin umutlarına ve beklentilerine karşı kayıtsız kaldıklarındaysa, gençlik her an patlayabilir ve volkan gibi ortaya çıkabilir. Dolayısıyla; Iraklı gençlerin tarih boyunca değişim yapabilecek güce sahip oldukları bilinmektedir. Ancak gençler, bugün Irak baharının başlamasının (25 Şubat 2011 tarihinde) üzerinden bir sene geçmesine rağmen halen kandırılmış, dışlanmış ve belirsizliğe doğru yürüdüklerine inanmaktadır. Bununla birlikte, Irak gençleri ülkelerinin bölgedeki ve dünyadaki yerinin önemi zayıfladığından dolayı, 2003 Irak işgalinden önceki dönemden bugüne kadar sahte ve içi boş sloganlar atmaya mecbur kaldılar. Öte yandan geçen yıl Iraklı gençler, Bağdat’ın Tahrir meydanında düzenledikleri gösterilerle, tüm dünyaya Iraklıların ülkelerinde devam eden rezaleti reddettiklerini ilan ettiler. Ayrıca Iraklı gençler, ülkelerindeki doğal ve beşeri zenginlikleri olmasına rağmen kendilerinin de dünyadaki diğer “fakir” halklar gibi yaşatılmak istediklerini düşünmekteler.
Diğer yandan Irak’taki göstericiler, siyasi süreçteki politikacılar tarafından 2005 yılında yazılmış olan Irak Anayasası’nın; devlet genel kamu düzeni ve ahlakına zarar vermeme şartıyla barışçıl toplantı ve gösterilerin serbestçe yapılmasını kanunla düzenleyen 55. Maddesinin üçüncü fıkrasının verdiği güvenceyle, barışçıl gösteriler düzenlemeye başladılar. Bu gösterilerin amacı hizmetlerin iyileştirmesini ve devletin gövdesine yayılan yolsuzlukların önüne geçilmesini talep etmekti. Dolayısıyla Iraklılar, Irak Anayasası’nda kendilerine tanınan bu hakka güvenerek, şiddetten uzak, uygar bir şekilde meşru haklarını istedi. Ancak, sözde “demokrasi hükümeti” bu haklı talebe demir ve ateşle karşılık verdiği için; bu olaylar onlarca Iraklının tutuklanmasıyla, şehit olmasıyla ve yaralanmasıyla sonuçlandı. Bununla beraber Başbakan Nuri El-Maliki’nin, gösteri yapıldığı günün gecesinde yaptığı açıklamada, isim vermeden gösteri düzenleyen gençleri dış güçlerin ajanı olmakla suçlaması ve halka ertesi gün düzenlenecek olan gösterilere katılmamaları çağrısında bulunması şüphe topladı. Çünkü Irak’ın egemenliğini yok eden, kurumlarını yıkan ve uyduruk iddialarla cinayet işleyip yolsuzluk yapanların varlığı hala canlı bir şekilde durmaktadır. Ayrıca barışçıl gençlere yönelik tüm acımasızca davranışlara rağmen bu gençler yasal gösterilerine devam ettiler. Ancak Tahrir meydanındaki göstericilerin arasına Maliki’nin sivil kıyafetli gizli adamları sızarak, protestocuları sopalar ve sert cisimlerle tartaklamış ve aralarındaki onlarca genci yaralamışlardı.
Bu çerçevede Tahrir meydanındaki protestoların; Irak’ın kuzeyindeki, ortasındaki ve güneyindeki birçok vilayetle aynı zaman diliminde gerçekleşmiş olması Irak’ın milli birlik ruhunu yansıtmaktadır. Iraklıların bu ruhu yeşil bölgede devam eden etnik, mezhepçi ve özellikle de bölünmüş olan siyasi süreci yıktı. Bu bağlamda Irak hükümetinin tüm baskılarına rağmen, Cuma günü Irak gençlerinin bayram günü oldu. Ayrıca medyanın açıkça suskunluğuna rağmen halen her hafta Irak’taki gösteriler devam etmektedir. Ayrıca şuna hiç şüphe yoktur ki Irak gerçeklerine yabancı kalan ve Amerika tanklarının üstünde Irak’a gelen siyasiler, Iraklıların gerçek anlamda ülkelerine ve kendi topraklarına bağlı oldukları gerçeğini bilmiyorlar. Burada yabancı kelimesi kimliğini ve benliğini kaybetmiş anlamındadır. Bu yüzden Iraklı siyasetçilerin, Irak’taki gençlerle ilgili konularda açık bir şekilde başarısız oldukları ortadadır. Çünkü gençler, Irak’taki hizmetlerin iyileştirilmesi, yaşanan mali ve idari yolsuzlukların önlenmesi, vatandaşların onuruna ve hukukuna saygı gösterilmesi gibi kamuoyunun çeşitli taleplerinden başka bir şey istemiyorlar. Bu nedenle 25 Şubat günü Irak’ın zafer günü olacaktır. Çünkü Irak büyük katılımlı gösterilere sahne olurken, başkent Bağdat ve diğer vilayetlerde bulunan uluslararası hukuk ve insani örgütlerin temsilci ve gözlemcileri; protestoların gidişatına şahit olacak ve hükümete bağlı güvenlik kurumlarının Tahrir meydanlarındaki gençleri nasıl bastırdıklarını gözlemleyeceklerdir.
Netice itibarıyla, eğer dün Irak’ta gösteriler yalnızca hizmetlerin iyileştirilmesi ve yolsuzlukların önlenmesi amacıyla düzenlenmiş olsa da, bugünkü protestolar işgalcilerin işbirlikçilerinin görevlerinin sonlandırılması için yapılmaktadır. Bu sebeple; geçen dokuz yıl acı tecrübe ile gösterdi ki, bugünkü Irak siyasetçilerinin çoğunun dile getirdiği boş iddiaların, faşizmin halkı yıldırma yöntemlerinin ve Maliki’nin sopa yerine havuç göstermesinin Iraklıları değişim sloganlarından vazgeçirmesine imkân yoktur. Çünkü Irak baharı; uzun zamandır beklediğimiz özgürlük mücadelesinin meyvelerini almadan durmayacaktır.
Arapçası için lütfen tıklayın
Bu makale HEYET Net Türkçe sitesi için özel çevrilmiştir. © 2012
|